Kayhan T.

İsa'nın tüm tarihinin mitsel biçimde sunulması asla hedeflenmemiştir, ancak her bir parçasının eleştirel bir incelemeden geçirilmesini, mitsel katkılar içerip içermediğinden emin olunmasını hedeflemektedir. Antik kilisenin yorumu iki varsayım oluşturuyordu: İlki, İncillerin bir tarih içerdiği; ikincisi ise, bu tarihin doğaüstü olduğuydu. Rasyonalizm bu varsayımlardan ikincisini reddetti, ama sadece ilkine daha sıkı tutunabilmek için; bu kitapların hilesiz ama sadece doğal bir tarih içerdiğini iddia ettiler. Bilim bu yarım önlemle tatmin olamaz. Bu yüzden diğer varsayımdan da vazgeçilmelidir ve ilk önce İncillerdeki zeminimizin gerçekte tarihsel olup olmadığı, eğer tarihselse ne derecede tarihsel olduğu sorgulanmalıdır. Eşyanın doğası bunu gerektirir, bu nedenle de bunun gibi bir çalışmanın ortaya çıkması sadece haklı değil, gereklidir de. Bu konumda ortaya çıkmanın tam da bu eserin yazarının işi olduğu kesinlikle iddia edilemez. Böylesi bir eseri karşılaştırılamaz derecede üstün bir ilimle yazabilecek olan birçok başka yazar kadar parlak bir bilince sahiptir. Diğer yandan, yazar bu görevi üstlenmek için özellikle uygun olan en azından bir niteliğe sahip olduğuna inanmaktadır. Bugünkü çok eğitimli ve zeki teologların çoğunluğu böylesi bir çalışmanın temel gerekliliğine sahip değildir; bu gereklilik, yani belirli dinsel ve dogmatik varsayımların getirdiği hislerden ve zihinsel yapıdan içsel biçimde özgürleşme olmadığı takdirde, ne derecede bilgi sahibi olursa olsun, hiç kimse eleştirel alanda bir başarı kazanamaz; yazar da felsefe çalışmaları sayesinde bu niteliği çok erken elde etmiştir. Eğer teologlar eserlerinde bu varsayımların olmayışını Hıristiyanlık dışı bir durum olarak görürse, o da onların varsayımlara inanmasını bilim dışı olarak görecektir. Bu açıdan bu
Sayfa 1430 - Kapı·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şurası muhakkak ki, bilimin öncüleri düşünce antenlerini çıkardıkları zaman, canlı bir sezgisel hayal gücüyle hareket ederler, çünkü yeni fikirler dedüksiyonun (tümdengelimin) değil, sanatsal nitelikli bir yaratıcılığın ürünleridir. Yine de, yeni bir fikrin değeri sezgisellik değil -ki, önemli ölçüde deneyim ve alışkanlık meselesidir- sezgiselliğin yol açtığı keşfin yasaları itibariyle kapsamı ve doğruluğudur. Bilimsel Otobiyografi (1941) - Max Planck
Sayfa 1426 - Kapı·Kitabı okudu
Üzerine tam bilim mabedini sağlam ve güvenli bir biçimde dikeceğimiz evrensel bir temel aradık ama bulamadık, bunu başaramadık. Edindiğimiz izlenimlerin ışığında, bu arayışımızın baştan itibaren başarısızlığa mahkûm olduğunu anladık. Zira girişimimiz, bilimsel araştırmayı temelde geri dönülemeyecek kadar gerçek bir şeyden başlatma fikrine dayanıyordu; oysa artık anladık ki, böylesi metafiziksel nitelikli bir nihai son asla tam olarak bilinemez. Bu, tam bilim mabedini evrensel bir temel üzerinde dikme teşebbüsünü başarısızlığa mahkûm eden asıl nedendir. Oysa, dokunulamayacak kadar güçlü ve fakat bireysel deneylerin verilerine dayandığı için gayet sınırlı önemi haiz bir yapıyla başlamaya razı olmalı, bununla yetinmeliydik. Bilimsel araştırma, işte bu mütevazı noktadan başlayarak uygulamaya koyacağı tam/kesin metotlarla spesifik olandan genele adım adım ilerleyecek ve bu amaca hizmetle, gözünü nesnel gerçeklikten ayırmayacak, metafiziksel anlamda gerçeklikten asla vazgeçmeyecektir. Ne var ki, metafiziğin gerçek dünyası bir başlangıç noktası değil, her türlü bilimsel çalışmanın, uzakta yanıp sönen bir deniz feneri gibi yol gösteren hedefidir! Bilimsel Otobiyografi (1941) - Max Planck
Sayfa 1425 - Kapı·Kitabı okudu
Kaydedilen başarı önemli ve hedef yakın gibi görünse de, tam bilim açısından fenomonolojik gerçek dünya ile metafiziksel gerçek dünya arasında hep bir uçurum var. Bu uçurumun yarattığı boşluk sabit bir gerilim kaynağı ve bizler için tam bilimin aşamayacağı bir sınırdır. Aldığı sonuçlar ne denli kapsamlı ve derinlikli olsa da, onu metafiziksel gerçek dünyaya götürecek son adımı asla atamaz. Bir gerçek dünyanın varlığını, kaçınılmaz olarak varsaymak zorunda olduğumuzu bilsek de, onun doğasını mutlak anlamda asla kavrayamayacağımız gerçeği, tam bilimin kabullenemeyeceği akıldışı bir durumdur. "Tambilim" bu akıldışı durumun hafife alınmasına, küçümsenmesine asla izin vermemelidir. Bilimsel Otobiyografi (1941) - Max Planck
Sayfa 1425 - Kapı·Kitabı okudu
Kabul edilen dünya resmi olduğu gibi korunuyor, şu farkla ki, aslında artık daha büyük, daha kapsamlı ve daha homojen bir resmin özel bir bölümü olarak. Bu, tecrübemiz dahilindeki her alanda böyle. Her alanda gözlemlenen sayısız doğal fenomen daha zengin ve daha alacalı bir bolluk sunarken ortaya çıkan bilimsel dünya resmi sürekli olarak daha net ve belirgin biçimde şekilleniyor. Dolayısıyla, dünya resminin sürekli değişiyor olması istikrarsız bir dalgalanma değil, bir ilerleme, bir gelişme, bir tamamlanma anlamına gelir. Bu gerçeği tespit etmek suretiyle, bilimsel araştırmanın savunabileceği en önemli başarıyı belirtmiş bulunuyorum. Ancak, bu ilerlemenin yönü ve nihai amacı nedir? Yön, anlaşılabileceği üzere, dünya resmini, içindeki gerçek unsurları azaltarak onu naif ve fakat daha yüksek bir gerçekliğe taşımak suretiyle sürekli geliştirmektir. Öte yandan amaç, gelişmeye ihtiyaç duymayan, gerçek unsurlar içeren bir dünya resmi yaratmak suretiyle onun son gerçekliği temsil etmesini sağlamaktır. Bu amaca kanıtlanabilir bir biçimde ulaşılması, asla (sadece) bizim eserimiz olmayacaktır ya da olamaz. Ama en azından şimdilik bir isim vermek için ve gerçek sözcüğünü mutlak, metazifiziksel anlamında kullanarak, bu nihai gerçekliğe "gerçek dünya" adını veriyoruz. Bu sözler, keşfedilebilir olan her şeyin ardında gerçek dünyanın bir diğer ifadeyle nesnel doğanın olduğu gerçeğinin ifadesi olarak yorumlanmalıdır. Buna karşın, deneyim yoluyla kazanılacak bir bilimsel dünya resmi -fenomonolojik dünya- daima bir yaklaşıklık ya da ilahileştirilmiş bir model olarak kalacaktır. Nasıl ki her duygunun ardında maddesel bir obje varsa, insan deneyiminin gerçek olduğunu gösterdiği her şeyin ardında metafiziksel gerçeklik vardır... Gerçek dünya bireysel kişiliklerden ve aslında
Sayfa 1423 - Kapı·Kitabı okudu