Kayhan T.

Çoğu zaman unutulmuştur ki, eğer ilerleme, insan doğasının gelişimi ise, sorulması gereken soru, medenileşmiş modern insanın, aynı şartlar altında atalarından daha iyi davranıp davranmayacağıdır. Baştan çıkarıcılığın, cezbediciliğin yokluğu, gelişim gibi görünebilir; fakat bu ilerleme ile kastettiğimiz şey değildir. Eski bir atasözü der ki: Şeytanın ölü taklidi yapmak gibi zekice bir numarası vardır. Aynı baştan çıkarılmalara maruz kaldığımızda, ata-larımızdan daha insancıl, daha anlayışlı veya adil ya da daha az zalim olduğumuzdan şüpheliyim. ... Daha sonra şu sonuca vardık: ne bilim ne de tarih; bilgi, tecrübe ve yaşam araçları biriktirmek dışında, insanlığın ilerlediğine inanmak için hiçbir haklı neden vermemiştir. Bu birikimlerin değeri ise tartışmasız değildir. Antikçağda Krates, Pherekrates, Antisthenes ve Lucretius'tan, modern zamanda Rousseau, Walt Whitman, Thoreau, Ruskin, Morris ve Edward Carpenter'a kadar, uygarlığa yönelik saldırılar daha sıklaştı. Ben, bu aşırı uçlardaki kişilere katılamıyorum. İnsanoğlunun biriktirdiği tecrübe ve muhteşem keşiflerinin önemi çok büyüktür. Ben sadece, bunların insan doğasında gerçek bir ilerleme teşkil edemeyeceğine ve gerçek bir ilerlemenin yokluğunda, bu kazanımların yüzeysel ve riskli olup kendi yıkımımıza yol açabileceğine -tıpkı kimyadaki yeni keşiflerin kolaylıkla olabileceği gibi- işaret etmek istedim. Gelişim Fikri - W.R. Inge (1920)
Sayfa 1819 - Kapı·Kitabı okudu
Reklam
Yeterli özgür toplum felsefesi Churchill'in test sorularını şu şekilde desteklemelidir: Halk açlık, hastalık ve ihtiyacın yıkıcı etkilerine karşı yeteri kadar güvende midir? Ortak amaçlar için aynı fikirde olan insanlarla özgürce birleşebiliyorlar mı? Birey olarak toplumsal düzende girişim, işlev ve başarı bilincine sahipler mi? Hayati Merkez - Arthur M. Schlesinger Jr. (1949)
Sayfa 1780 - Kapı·Kitabı okudu
Britanya'nın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki büyük savaş lideri Winston Churchill, bir Birleşik Avrupa [fikri] için önde gelen bir temsilcidir. Bu fikri, 1946 yılında Metz ve Zürih'teki konuşmalarında dile getirdi. Aşağıdaki bölüm, Lahey'de 7 Mayıs 1948 yılın da Avrupa Kongresi adı altındaki toplantı vesilesiyle yaptığı bir konuşmadan alınmıştır. ... Aslında, bu sesin, geçmişin hataları ve kinleri sebebiyle oluşmuş, bugün karşımızda olan tehlikelerin ortasındaki, geleceğimizi karartan kargaşa ve bezginlik sahnesine çıkma zamanı gelmiştir. Bölünmelerimizi şiddetlendiren ve yoğunlaştıran sınırları ve engelleri kademeli olarak bozarak yaklaşan tehlikelerden kendimizi geçmişin kinlerini unutarak, milli intikamların ve garezlerin ölmesine izin vererek korumalıyız. Avrupa'nın gerçek mirası olan büyük edebiyat hazinemizle, romantizmimizle, ahlakımızla, düşüncelerimizle ve hepimize ait müsamahamızla, dahilerinin anlatımları ve onuruyla hep beraber neşelenerek kendimizi tehlikelerden korumalıyız. Ne var ki tüm bunlar, bizlerin savaş ve zulümlerle yayılan kavgaları, aptallıkları, korkunç savaşları ve acımasız ve çirkin fiiliyatları sebebiyle neredeyse fırlatılıp atılmıştır. ...
Sayfa 1773 - Kapı·Kitabı okudu
Britanya'nın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki büyük savaş lideri Winston Churchill, bir Birleşik Avrupa [fikri] için önde gelen bir temsilcidir. Bu fikri, 1946 yılında Metz ve Zürih'teki konuşmalarında dile getirdi. Aşağıdaki bölüm, Lahey'de 7 Mayıs 1948 yılın da Avrupa Kongresi adı altındaki toplantı vesilesiyle yaptığı bir konuşmadan alınmıştır. ... Birleşik Avrupa fikrinin kimden çıktığıyla ilgili çatışmalarla zamanımızı boşa harcamamalıyız. Pek çok geçerli modern patentler söz konusudur. Bu fikre hayat verilmesi ve onun sunumuyla alakalı pek çok ünlü isim mevcuttur fakat sanırım hepimiz, hak iddialarımızı Fransa Kralı Navarre'li Henry'ye bırakmalıyız. O ve büyük Bakanı Sully, 1600 ve 1607 yılları arasında, önde gelen on beş-şimdi on altı Hıristiyan Avrupa Devleti'ni temsil etmek için daimi bir komite kurmaya çalıştılar. Bu kuruluş, dini çatışmalar, milli sınırlar, içteki karışıklıklarla ilgilenen bütün meselelere bir hakem ve Doğu'dan gelen-o günlerde bu, Türkler demekti- herhangi bir tehlikeye karşı ortak bir eylem olarak hareket etmeliydi. Kendisi [Fransa Kralı Henry), buna "Büyük Proje" derdi. Bu kadar uzun bir zamandan sonra bizler, "Büyük Proje"nin hizmetkârlarıyız. ...
Sayfa 1772 - Kapı·Kitabı okudu
Winston Churchill (1874-1965) yirminci yüzyılın ilk yarısında İngiltere'nin önde gelen devlet adamlarındandır. 1930'larda Nazi belası hakkındaki uyarılarıyla ve 1940-1945 yılları arasındaki kahramanca savaş liderliğiyle ünlüdür. Nazizmin ve aynı şekilde komünizmin de düşmanı olarak, Franklin D. Roosevelt ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sırasında özgür dünyanın sözcüsü oldu. Dehası kendini her meselenin içine işleyerek gösterdi. Bunun en iyi örneklerinden biri ise, 1944'te yaptığı bir konuşma da "özgür" bir toplumun zorba yönetimden nasıl ayırt edileceği sorusuna verdiği yanıttır. Özgür bir Toplum için Vazgeçilmez Şartlar Nelerdir? 1. İfade özgürlüğü, karşı çıkma özgürlüğü ve dönemin yönetimini eleştirme özgürlüğü var mı? 2. Halkın onaylamadıkları bir Hükümeti görevden alma hakkı var mı ve iradesini gerçekleştirebilecekleri anayasal yolların sağlandığı açık mı? 3. Yürütmenin şiddetinden, linç tehdidinden ve herhangi bir siyasi partiye bağlı herhangi bir kuruluşun tehdidinden uzak hukuk mahkemeleri var mı? 4. Bu mahkemeler, insan zihninde ahlak ve adaletin geniş ilkeleriyle özdeşleşen açık ve iyi düzenlenmiş kanunları uyguluyor mu? 5. Hem fakir hem zengin için, hem Hükümet görevlileri hem özel kişiler için tarafsızlık söz konusu mudur? 6. Kişinin hakları, devlete karşı görevlerine bağlı olarak korunuyor, açıklanıyor ve yüceltiliyor mu? 7. Ailesini geçindirmek için her gün zorluklar ve mücadeleyle para kazanan sıradan bir köylü ya da işçi, Gestapo gibi Nazi ve Faşist partilerin başlattığı tek bir partinin kontrolündeki acımasız polis teşkilatının bir gün karşısına çıkarak onu adil ve açık bir mahkeme olmaksızın götürüp esaret ve kötü muameleye maruz bırakacağı korkusunu taşıyor mu?
Sayfa 1771 - Kapı·Kitabı okudu
Reklam