Acı çeken insan iyileşmez, sadece daha iyi görünmeyi öğrenir.
Çünkü insanı kendi yapan şey acılarıdır!
Biz acıları dindirebilecek kudrete sahip olsaydık,Kim neyin sınavını vermek zorunda olurdu ki?
Dedim ya acımasız bir cezaevidir insan bedeni. Ruhunuzun ortadan ikiye ayrıldığını hisseder ve iliklerinize kadar işleyen o acıyı bastırmaya çalışırsınız. Fakat bu durum bedenin umrunda değildir. Acıkırsınız, tuvaletiniz gelir, aksırırsınız, beliniz ağrır, gaz sıkıştırır, burnunuz kaşınır... Ve budur yaşıyor olmanın kabul edilmesi zor gerçeği. İçinizde ne yangınlar olduğunu umursamadan devam eder hayat ve kendi bedeniniz bile adeta size ihanet edip, fani ihtiyaçların peşine düşer.
İnsan varoluşu itibarı ile yalancı olmak durumundadır. Yalan toplumu bir arada tutan yegane alçı malzemesidir. İnsan etrafındakilerin söyledikleri yalanlar sayesinde kendisini iyi hissetmeye muhtaç bir varlıktır. Mutlak dürüstlük, insanları birbirine düşman eder