Ah, düşlerim kaç kez, elle tutulur şeyler gibi dikilmiştir karşıma; gerçekliğin yerini almak değil, kendilerinin de gerçekliğe ne kadar benzediğini bana anlatmaktır dertleri; çünkü onları reddetmekteyimdir, çünkü onlar ansızın dışarıdaki dünyadan fırlayıvermiştir, sokağın öbür başından birden çıkıveren tren gibi ya da gece vakti kim bilir ne anlatan, ansızın patlayıvermiş bir fıskiye, bir Arap yalellisini hatırlatan, biten günün tekdüzeliğinden koparak yükselen çığırtkanın sesi gibi.
"Baksana, buradaki insanlar... Ne sence? Siyonist mi? Antisiyonist mi? Ateist mi? Komünist mi?" Derin bir iç çekti kelimelerin üstününü çizerek. "Ne fark eder ki? Dikkatli bakınca sadece insanları görürsün, o kadar. Kırılgan ve bozulmaya meyilli. En iyiye de en kötüye de muktedir."