İnsanların öncelikleri farklı yaşam tarzlarına verdikleri görece değere göre de çok değişir -tıpkı bugün de gördüğümüz gibi. Örneğin, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri'nin batısında sığır yetiştiricilerin, koyun yetiştiricilerin ve çiftçilerin hepsi birbirini küçümserdi. Aynı şekilde, insanlık tarihi boyunca çiftçiler, avcı/yiyecek toplayıcıları ilkel bularak küçümsemiş, avcı/yiyecek toplayıcılar çiftçileri cahil diye küçümsemiş, hayvan yetiştiricilerse ikisini de küçümsemiştir. Bütün bu öğeler insanların yiyeceklerini nasıl elde edecekleri konusunda ayrı ayrı verdikleri kararlarda rol oynamıştır.
Avcı/yiyecek toplayıcı toplumlar nispeten eşitlikçi toplumlardır, bunlarda tam zamanlı uzmanlar ve babadan oğula geçen şeflik yoktur, grup ya da kabile düzeyinde çok küçük boyutlu toplumsal örgütlenme vardır. Bunun nedeni gücü kuvveti yerinde olan bütün avcı/yiyecek toplayıcıların zamanlarının çoğunu yiyecek bulmaya harcamalarıdır. Bunun tam tersine, yiyecek bir kez depolanmaya başlanınca siyasal bir seçkinler sınıfı başkalarının ürettiği yiyeceğin denetimini eline geçirebilir, vergi alma hakkını elinde tutabilir, kendi karnını doyurma gereğinden kurtulabilir ve bütün zamanını siyasal etkinliklere harcayabilir. Bu yüzden de orta boy tarım toplumları şeflikler halinde örgütlenmişlerdir, krallar ise büyük tarım toplumlarında görülür.
Bağışıklığı olmayan insanlara önemli derecede bağışıklığı olan istilacılardan bulaşan hastalıklar, çiçek, kaba-kulak, grip, tifüs, hıyarcıklı veba gibi Avrupa'da her zaman görülen bulaşıcı hastalıklar başka kıtalarda pek çok insanın ölümüne yol açarak Avrupalıların fetihlerinde önemli rol oynadılar.
1700’lerde tüfekler Amerikan yerlileri ile başka yerli halklar karşısında Avrupalıları üstün duruma getiren başlıca silah olarak kılıçların yerini aldı. Örneğin, 1808’de Charlie Savage adlı bir İngiliz gemici tüfeklerle ve eşi görülmemiş bir amaçla donanmış olarak Fiji adalarına geldi. Savage tek kişi olarak Fiji’nin güç dengesini altüst etmeye kalkıştı. Pek çok serüveni arasında kanosuyla bir ırmağı izleyerek bir Fiji köyü olan Kasavu’ya gelip köyü çevreleyen çitin bir tüfek atımlık uzağında durarak savunmasın yerlilere ateş etmek vardı. Kurbanlarının sayısı öylesine fazlaydı ki hayatta kalabilen köylüler cesetleri üst üste yığıp cesetlerin arkasına saklanmışlardı ve köyün kenarından geçen dere kandan kıpkırmızı olmuştu. Tüfekleri olmayan yerli halklar karşısında tüfeklerin ne kadar güçlü olduğunu gösteren sayısız örnek bulunabilir.