Göğün derinliklerine uzun süre gözünü ayırmadan baktığında, düşüncelerle ruh, yalnızlığın bilincinde birleşirler nedense. Kendini çaresizce yalnız hissetmeye başlarsın, daha önce yakın ve kendine ait saydığın her şey sonsuz biçimde uzak ve değersiz olur. Binlerce yıldır gökyüzünden bakan yıldızlar, insanın kısacık yaşamını umursamayan anlaşılmaz gökyüzü ve sis, onlarla göz göze kaldığın ve anlamlarını kavramaya çalıştığında suskunluklarıyla ruhunu ezerler; her birimizi mezarda bekleyen yalnızlığa aklımız takılır ve yaşamın içyüzü, özü umutsuz ve korkunç görünür...
Hepsinin de geçmişi çok güzeldi, bugünü ise hiç güzel değildi; istisnasız hepsi de geçmişinden hayranlıkla söz ediyordu, bugününden ise nerdeyse nefret ediyordu.
Duygular sahte, sevgiler sıradan, gidişler alışılmış, şehirler kalabalık, biletler tükenmiş, giden gidene buralardan, kimse bilmiyor üstelik neden olduğunu. Bir şehirden vazgeçmenin, aslında hiç kurtulamayacak olmanın ilk adımı olduğunu kimse bilmiyor.