Her insanın karşısına çıkan "Ben neyim?" ya da "Ben ne için yaşıyorum?" ya da "Benim görevim ne?" sorularını cevaplandırmak istiyorsak, önce şu soruyu çözmemiz gerekiyor: "Bizim yalnızca çok küçük bir zaman diliminde, çok küçük bir parçasını bildiginiz o bütün ve bizce meçhul insanlığın hayatının anlamı nedir?" Ne olduğunu kavramak için insan, önce bu bütün gizemli insanlığın, yani kendini kavramamış olan, onun gibi insanlardan oluşan insanlığın ne oldugunu kavramak zorundadır.
Şimdi elimden gelen, geçip giden ve beni ölüme götüren günü ve geceyi seyretmektir. İşte, bir tek bunu görüyorum; çünkü bu bir tek şey, hakikattir. Geri kalan herşeyse, yalan.
Başarılarım nasıl olurlarsa olsunlar, er-geç unutulacak ve ben hayatta olmayacağım. O halde bütün bu çaba niye? İnsanoğlu bunu nasıl göremez ve yaşamaya devam eder, şaşılacak şey doğrusu! Ancak hayatın sarhoşluğuna kapılmışsa yaşayabilir insan. Ayılır ayılmaz, bunun yalnızca bir yanılma, hem de aptalca bir yanılma olduğunu görür Mesele bu ya! Komik ya da esprili bir yanı bile yok; sırf acımasızca ve aptalca.