Marx’a göre din, acımasız bir dünyada ezilenin sığındığı bir duygudur. ancak din, insanların baskı ve sömürüden kaynaklanan acılarını dindirecek ve onları yoksulluktan kurtaracak gerçek çözümler sunmak yerine, dikkatlerini öteki dünya üzerine yoğunlaştırır. Bu da egemen sınıfın imtiyazlı konumunu meşrulaştırmasına ve sürdürmesine yardımcı olur. bununla birlikte ilkel toplumlarda insanlar anlayamadıkları olaylar karşısında ve benzeri gerçek bir temele dayalı olmayan mistik açıklamalar üretmişlerdir. bu nedenle din ve benzeri mistik açıklamalar insanın hayal ürününden başka bir şey değildir.
kahve kokan insanları sevin, çay için, neşet ertaş dinleyin, leyla ile mecnun izleyin, rakıyı adabıyla içen kadınlara aşık olun, bir turgut uyar şiirinde kaybolun mesela bazen, cemal süreya’ya varın sokağın sonunda.. yapın be böyle güzel şeyler çok mu zor!
İranlı bir alim öğrencilerine ders verirken şöyle der: "Ben nezaketi ağaçtan öğrendim. Ona tekme attım, o tepemden çiçek yağdırdı. O utanç bana ibretlik ders olarak yetti."
Annoshirvan Miandji