Amine Alkaş

Amine Alkaş
@Aminealkas
Hem öğretiyor hem öğreniyor
İstanbul
Diyarbakır
68 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

Amine Alkaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
2022 2. kitabı
Mümin Sekman
7.9/10 · 554 okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
2021 7. kitabı
Yaratıcılığının dönüm noktası olarak kabul edilen bu eserinde Çehov, Ukrayna bozkırındaki bir yolculuğun hikâyesini dokuz yaşında bir çocuğun gözünden anlatır. Eğitimi için annesinden ayrılıp dayısıyla birlikte yola koyulan Yegoruşka capcanlı bir dünyada bulur kendini. Bu yolculukta bütün hiyerarşisi ve âdetleriyle Rus toplumunun farklı katmanlarından insanların; tüccarların, din adamlarının, köylülerin, işçilerin ve arabacıların arasına karışır. Bozkırda doğal akışında sürüp giden yaşamın çocuğun duyuları ve duyguları üzerinde bıraktığı etkiler, Çehov’un ustaca ete kemiğe büründürdüğü belalı Dımov’a karşı beslediği düşmanlık, dalgalanan ruh halleri şaşırtıcı ölçüde gerçekçi bir üslupla aktarılır. Rus yaşam biçiminin ve ruhunun canlı imgelerini gözümüzün önüne getiren şiirli bir dille tasvir edilen bozkır, renkleri, sesleri ve kokularıyla hikâyenin ana karakterlerinden biridir adeta. Üzerinde yolculuk eden insanlardan bağımsız, kendi yaşamını sürer, soluk alıp verir. Çehov bozkırla insan varoluşu arasındaki paralellikler aracılığıyla doğayla insan arasında simbiyotik bir ilişki kurmuştur. Şahsi fikrim olarak; okurken yer yer sıkıldım. Ama bunu kitaptaki eksikden ziyade yazarın eserde kurmayı amaçladığı bağları görmememe bağlıyorum. Ve yarım kalan hikayeler beni çok yoruyor. Biliyorum ölümle sonlanmayan her hikaye yarımdır. Ölüm olsaydı da mutsuz son olurdu. Ama yine de bu küçük adamın başına neler gelecek merak etmiyor değil insan. Aslında galiba Yegoruşka bu hikaye de sadece gözlüğümüzdü; bizim asıl anlatılmak isteneni görmememizi sağlayan...
BozkırAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,727 okunma
“Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felâketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikâl edişinde büyüdükçe büyür.”
En basit toplumsal davaları anlayamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim.