Amine Alkaş

Amine Alkaş
@Aminealkas
Hem öğretiyor hem öğreniyor
İstanbul
Diyarbakır
68 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·120 syf.··
2021 7. kitabı
Yaratıcılığının dönüm noktası olarak kabul edilen bu eserinde Çehov, Ukrayna bozkırındaki bir yolculuğun hikâyesini dokuz yaşında bir çocuğun gözünden anlatır. Eğitimi için annesinden ayrılıp dayısıyla birlikte yola koyulan Yegoruşka capcanlı bir dünyada bulur kendini. Bu yolculukta bütün hiyerarşisi ve âdetleriyle Rus toplumunun farklı katmanlarından insanların; tüccarların, din adamlarının, köylülerin, işçilerin ve arabacıların arasına karışır. Bozkırda doğal akışında sürüp giden yaşamın çocuğun duyuları ve duyguları üzerinde bıraktığı etkiler, Çehov’un ustaca ete kemiğe büründürdüğü belalı Dımov’a karşı beslediği düşmanlık, dalgalanan ruh halleri şaşırtıcı ölçüde gerçekçi bir üslupla aktarılır. Rus yaşam biçiminin ve ruhunun canlı imgelerini gözümüzün önüne getiren şiirli bir dille tasvir edilen bozkır, renkleri, sesleri ve kokularıyla hikâyenin ana karakterlerinden biridir adeta. Üzerinde yolculuk eden insanlardan bağımsız, kendi yaşamını sürer, soluk alıp verir. Çehov bozkırla insan varoluşu arasındaki paralellikler aracılığıyla doğayla insan arasında simbiyotik bir ilişki kurmuştur. Şahsi fikrim olarak; okurken yer yer sıkıldım. Ama bunu kitaptaki eksikden ziyade yazarın eserde kurmayı amaçladığı bağları görmememe bağlıyorum. Ve yarım kalan hikayeler beni çok yoruyor. Biliyorum ölümle sonlanmayan her hikaye yarımdır. Ölüm olsaydı da mutsuz son olurdu. Ama yine de bu küçük adamın başına neler gelecek merak etmiyor değil insan. Aslında galiba Yegoruşka bu hikaye de sadece gözlüğümüzdü; bizim asıl anlatılmak isteneni görmememizi sağlayan...
BozkırAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,728 okunma
Reklam
Puan vermedi·119 syf.··
2021 6. kitabı
Peyami Safa’nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında “insan ruhunun derinliklerinde ve labi­rentlerinde dolaşan ilk roman” olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Tanpınar dediği gibi, “acının ve ıstırabın yegâne kitabı” olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa’nın Erenköyü’ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa’nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 06:38
Momo - Michael Ende - #genelbakış Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.  Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır. Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo’dur. Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir? Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır. #kitapyorumu Uzun süredir bu kadar hızlı bitirdiğim bir kitap olmamıştı. Oldum olası çocuk kitaplarını sevmişimdir. Zira bana göre en zeki yazarlar dünyanın sorunlarını çocuk kitaplarına saklayabilenlerdir. Michael Ende onlardan biri. Momo dünün, bugünün ve yarının sorununu anlatıyor. Ve maalesef hayat kitaptaki gibi mutlu sonla bitmiyor. İnsanşar zamanı zamana feda ediyorlar. Gökyüzüne bakmayı unutuyorlar, çiçekleri ve çocukları görmüyorlar. Ve zaman onlardan gülüşlerini ve şimdilerini dolayısıyla geleceklerini alıyor. İnsan zamanla mutlu olmayı da unutuyor. Ve ne yazık ki bizim bir Momomuz yok. Aslına bakarsanız her çocuk bir Momodur... Kitap herşeyi o kadar güzel anlatıyor ki;anlamak isteyene. Çizimleri, mekanları tasvir şekli çok kuvvetli. Karakterlerle birlikte yürüyor, geri geri
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 17:03
Kızılcık Dalları'nda, bir evlatlığını başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatışı göze çarpar. Mutlu bir aile yaşantısına özlem, büyük bir anlam zenginliğiyle dile getirilmiştir. Kızı erken yaşta ölen bir ninenin, yüreği yanarak ve kızının yadigârına bakarak hatırladıkça çoğalan o mazlum yakarışları başarıyla verilmiştir. Yazar, besleme kızcağızın anılarının dibindeki kimsesizlik ve çaresizliği, hayatındaki o büyük drama bağlayarak, bu romanın eksenine yerleştiriyor. |#Özet | Tren garında karşılaştığı bir aileye acıyarak onları evinde yemeğe alan Nadide Hanım , amcası ile seyahat eden sekiz yaşındaki Gülsüm'ü yanına evlatlık olarak almak ister. Amcası da yanında telef olmasındansa Gülsüm'ün konakta rahat edeceğini düşünerek orada bırakır Gülsüm'ü. Çok bağlı olduğu üç yaşındaki kardeşinden de ayırmışlardır Gülsüm'ü. Konakta küçük bebek vardır ona baksın Gülsüm, koca kafalı kendi kardeşini n'apsın değil mi??? Çocuk bu ağlar ağlar susar... Emanetullah olarak konağa giren Gülsüm bir evlatlıktan çok besleme muamelesi görür. Gelen vurur, giden vurur. En pis işler ona bırakılır. Kendi de pistir zaten Gülsüm'ün...
Kızılcık DallarıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20101,732 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 11. kitabı
Ve yine Stefan Zweıg ile geldim. Yine bir psikolojik savaş ve yoğun duygu cümbüşü. Güzel, kısa ve netti. 69 sayfadan oluşan Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Ve hayatı boyunca hakiki duygular hakkında bilgi sahibi olmayan bu salon beyefendisi sahte benliğini ayaklarının altına gömer ve adeta yeniden doğar. Küllerinden değil, ölerek değil, yanarak değil, suç işleyerek doğar. Aslına bakarsanız ben yaptığını tam anlamıyla suç olarak da görmüyorum. Zira çaldığı şey sahibinin hayatından çokta birşey eksiltmememiştir diye düşünüyorum. Önemli olan sonuçtu benim için. Hapsolduğu, mecbur bırakıldığı yerden kurtuldu ve çevresindeki kimse ondaki bu özgürlüğün temelini asla tam mahiyetiyle kavrayamayacaklardı...
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Reklam