🎨 Cevapları açıklamanın zamanı geldi!
Seçtiğin renge göre kitap önerin burada 👇
🔴 Kırmızı (tutku / kaos)
Kürk Mantolu Madonna veya Aşk ve Gurur
🔵 Mavi (huzur / melankoli)
Martı veya Simyacı
🟢 Yeşil (yenilenme)
Walden veya Küçük Prens
🟡 Sarı (enerji)
Hayvan Çiftliği veya 1984
⚫ Siyah (derinlik)
Suç ve Ceza veya Körlük
Sen hangi rengi seçmiştin? 👀
• AÇIK YARALAR VE DİKİŞ İZLERİ •
Psikolojik olarak bitmiş durumdayım. Beyza beni bitirdi, Siyah Kuğu üzerine bir de bunu okudum ve şu an boş boş tavanı izliyorum. Cümlelerimi toparlayıp bir şeyler anlatamıyorum ama konusundan başlarsam belki arkası da gelir.
Serinin ilk kitabı esas kızımızın arkadaşı ile gittiği bir barda çantasına usb bırakılması ile başlıyor.
Liva küçük yaşından beri yalnız olan yanındaki tek kişi arkadaşı İrem olan sessiz ve çevresindeki insanların tabiri ile suratsız bir kızdır. Ölümü kollarını açmış bir şekilde beklerken bir çift mavi göz tarafından tekrar yaşadığını hissetmeye başlıyor.
Esas oğlanımız Pars Kalkavan, (aklıma sürekli hakem olan Mete Kalkavan geliyor) o gün Liva’nın çantasına bıraktığı usb’den dolayı zaten çukurda olan kızımızı aksiyonun ortasına çekiyor. (Liva kendisi kaşındı)
Sürekli bir olay, sürekli bir kaos ortamı hakim ne de olsa orası Soyhan. Ama asıl değinmek istediğim şey ise Liva’nın kafasının içindeki bitmek bilmeyen sorunlar, geçmişinde yaşadığı şeyler ve bunları mükemmel anlatan bir Beyza Aksoy.
Siyah Kuğu ile bağlantısı ise son 100 sayfadan sonra başlıyor ve Pamir ile Nil ortaya çıkıyor. Kitabın sonu hakkında bir ton şey söyleyebilirim ama umarım ters köşedir, oradan çıkmak için Pamir’in söylediği bir yalandır ve umuyorum ki Pars’ın bir açıklaması vardır.
‘’Ve onunla 100 hayat yaşasak, yeniden doğup yeniden ölsek birlikte; aldığı hiçbir nefesi benim için vermezdi, bilirdim.’’
‘’Ve ilk defa, hayatımda ilk defa o gece, gerçekten ihtiyaç duyduğumu hissettiğim birinin bir kutunun içinde kapımın önüne bırakılmasını diledim Tanrı’dan’’
‘’Ne olursa olsun yaralar açıkta kalmamalıydı, iğnen yoksa tırnaklarınla; ipin yoksa saç tellerinle dikmeliydin yaralarını. Bana bunu sen öğretmiştin anne.’’
‘’Yaralarını kapatmak yerine