Bir yerde, belirsiz bir yükseklik ve uzaklıkta, bir kahkaha sesi yankılandı, alabildiğine duru ve şen, öyleyken tüyler ürpertici ve yabancı bir kahkaha; kristalden ve buzdan oluşmuştu sanki, çın çın ve ışıl ışıl, ama soğuk ve acımasız.
Ağır ağır, sinsi sinsi ilerleyen bir ürperti, nefes gibi çevreye yayılıyordu, kış havasına bürünmüş bir ıssızlık ve yalnızlık, yavaş yavaş, yavaş yavaş şiddetlenen bir soğuk.