Şu buluşamadığım arkadaşla buluştuk bu kez. Öğleye doğru geldi. Yeniköy kahvesinde çınarların arasında Boğaz’ı seyredip oturduk. Telefon çaldı, acilmiş, bastı gitti. Benim hiç böyle beklenmedik durumlarım olmuyor. Çok mu iyi düzenliyorum günümü yoksa tembel miyim, acaba aşırı mı sadeleştirdim hayatımı; ben bilemem herhalde. Etraf söylesin.
PORQUÊ TU, ENTRE TODAS? ONCA KADIN ARASINDAN NEDEN SEN? Günün birinde herkesin kafasında doğan bir soru. Sessiz sorulmasına karşın bu soruya izin vermek neden tehlikeli görünür? O soruda dile getirilen ve rasgelelik ve değiş tokuş edilebilirlik düşüncesiyle aynı olmayan rastlantısallık düşüncesinde ürkütücü olan nedir? Bu rastlantısallığı neden kabul edemez insan ve hafife alamaz? Onu doğal bir şey olarak kabul edersek sevgiyi azaltacağını, hatta silip atacağını neden düşünürüz?
Ama yine de benimle ilgisi yoktu. Salt kendi yolculuğu olabilecek bir yolculuğa, ruhunun ihmal edilmiş bölgelerine yapacağı içsel yolculuğa beni de götürmek istiyordu.