"Ve kucaktaki bebekler kadar masum ölen aksakallılar vardır ve bu içinde bulunduğumuz yılda da hala mağara adamları doğmaktadır. Geleceği ait gerçekler,geçmişe ait gerçekler ve hiçbir zamana ait olmayan gerçekler vardır"
Ahlaki yargıların doğal bir özelliği olarak temelde insan aklı yatar ve ahlaklı olmak için insan ne tepeden inme dinsel vahiye, ne de bu ya da sonraki yaşamda cezadan korkmaya ihtiyaç duyar.
İnsan Tanrısal olarak gördüğü yasanın buyruğuna itaat ettiğinde ve düşünüşü çıkarcı olan "umut ve korku" öğesine bulaştığında ki bu Kant'ın gelecekteki yaşama göndermesidir.¹ İnsan gerçekten ahlaklı değildir; insan yalnızca ahlaklı davranışları onunla birlikte ikinci doğa haline geldiği zaman ahlaklıdır
Eyleminin düsturunun senin iradenle evrensel bir doğa yasası haline geleceği şekilde davran." (S. 39.) Ya da başka bir versiyonu: "Aynı zamanda evrensel bir yasa olmasını isteyeceğin düstur ile davran." (S. 38.) Ya da yine, "Evrensel bir yasa haline gelmesini istemeyeceğim düstur ile davranmamalıyım."
İnsanlığı, kendi kişiliğinde ve baskasının kişiliğinde, asla, bir araç olarak değil, daima bir amaç olarak görecek şekilde davran." (Agy., s. 47.) Bütün insanlar, bizim gibi, özgür ve rasyonel irade ile donanmışlardır: Dolayısıyla bizim için asla bir amaca araç olarak hizmet edemezler.
Kant'a göre: "Dünyada ya da dünya dışında, iyi niyet hariç [yani özgür ve rasyonel irade hariç] şartsız iyi denebilecek hiçbir şey tasavvur edilemez." "Dünyada her şeyin," der Kant, "görece bir değeri vardır ve yalnızca rasyonel ve özgür bir kişilik kendi içinde mutlak bir değere sahiptir. Dolayısıyla, mutlak bir değere sahip olan özgür ve rasyonel irade, ahlaki görevin nesnesini teşkil eder. 'Özgür ve rasyonel olmalısın' ahlak yasası budur."1