Adı:
Etik
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944294010
Çeviri:
Sinan Altıparmak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Etiğin işlevi insanın kusurları üzerine ısrar edip onu günahlar'ı yüzünden azarlamak değil, insanın en iyi içgüdülerine hitap ederek olumlu yönde hareket etmektir. Etik, onlarsız ne hayvanların ne de insanların toplumlar halinde yaşayabileceği birkaç temel ilkeyi belirler ve açıklar ama sonra bunlardan daha üstün bir şeye başvurur. Sevgi, cesaret, kardeşlik, kendine saygı, kişinin idealleri ile uyumu.
İnsana, eğer fiziksel, düşünsel ve duygusal tüm güçlerin tam bir kullanımını bulabileceği bir yaşam istiyor ise, böylesi bir yaşamın diğerlerine saygısızlık yolundan ulaşılabilir olduğu fikrini ebediyen terk etmesi gerektiğini söyler.
İncelemeyi Öteki Yayınevi, 2016, Sinan Altıparmak çevirisi üzerine yapıyorum. Baskıdaki "Rus Editör'ün Önsözü," ve "İngilizce'ye Çevirenin Önsözü" adlı giriş metinlerini kaynak alarak eserin amacını, gelişimini ve Kropotkin profiline yine eser bazında kısaca değindikten sonra eserin içeriğinden bölüm bölüm bahsetmeye çalışıcam.

Eser Rus Anarko-komünist Kropotkin'in cevaplamaya çalıştığı iki temel sorunun ürünüdür;(1) İnsanın ahlaki anlayışları nereden kaynaklanır? ve (2)Ahlaki standartların hedefi nedir? Kropotkin tasarladığı eserin, ilk cildinde etiğin tarihsel gelişimini ikinci cildinde ise "gerçekçi etiğin temelleri ve amaçlarını" ele almayı istemişken sağlık problemleri nedeniyle ikinci cilde başlayamadan ölmüştür. Hatta kimi bölümler müsvedde olarak kalmış, birinci cildin sonunu da getirilememiştir. Etik'de Kropotkin anarşist bireyciliğe karşı olarak toplumsal ahlak ve dayanışma etiğini yaratmaya çalışır. Ona göre insanoğlunun ilerlemesi toplumsal yaşama çözülemez bağlarla bağlıdır. Toplum hayatı insanlarda ve hayvanlarda kaçınılmaz olarak toplumsalllık, karşılıklı yardımlaşma içgüdüleri doğurur;bunlar insanlarda daha ileri aşamalarda iyilikseverlik, duygudaşlık ve sevgi duygularına dönüşür ve onun teorisine göre ahlakın üç öğesi, karşılıklı yardımlaşma, adalet ve kendini feda etmedir. Kropotkin ahlakın, din ve metafizik ile bağlantısını reddederek onu doğalcı temeller üzerinde kurmaya çalışır. Eser ilk defa Rusça'da 1922'de, İngilizce(US) 'de 1924'te basılır.

1.Bölüm - Ahlakın Temellerini Belirlemeye Yönelik Mevcut İhtiyaç
İnsan doğasına karşı hakim olan kötümser bakış açısının yanılgısını, filozofların ve doğa bilimcilerinin görüş ve teorileri bağlamında göstermeye çalışarak, toplumdaki ahlaki ilerlemeye duyulan eğilimi, ihtiyacı gösterir. 19. yüzyılın pozitif bilimlerdeki büyük gelişmelere sahne oluşu bunu gerekli kılmıştır.
2.Bölüm - Yeni Etiğin Yavaş Yavaş Evrilen Zamanı
Ampirik düşünce metafiziğin olduğu yerde etiğe felsefi kesinlik sağlar. O ampirik düşünceye yönelik serzenişlerin temelini ele alarak onların gerçekçi olmadığını kanıtlar. İnsanda bulunan iki zıt duygu grubunun ifadesi için etikten beklenenleri açıklar. Ahlak, bir zorunluluğun, dayatmanın sonucu değil aksine o tabiidir ve işlevi insanın kusurları üzerinde durup onu azarlamak değil onu olumlu yönde harekete geçirmektir. Yine etiğin amacı, insana, içgüdüleriyle sentezine varabileceği, ideal sağlamaktır ve bu ideal yüksek bir amaç ya da tavsiyeden çok uzaktır. Evrim fikriyle birlikte bilimsel etiğin inşa edilmesini söyler.
3.Bölüm - Doğada Ahlak İlkesi
Etiğin evrimini hayvanlarda ve ilkel kabile insanının yaşamında ardışık basamaklar halinde araştırır. Etik düşüncenin kökenini, "ben" in klan ile özdeşleşmesinde yattığını ifade eder. Doğadaki ahlak ilkesini araştırırken Kropotkin, yine filozofların düşünceleri arasında bağlantılar kurmaya devam eder.
4.Bölüm - İlkel İnsanların Ahlak İlkesi
İnsan hafızasının, özdeşleşme yeteneğinin, hayvanlarla birlikte yaşayan ilk insanlardaki ahlakın gelişimi incelenir. İlkellerin, etiklerini oluştururken kendi anlayış süreçlerine tanık oluruz. Darwin teorisinin herkesin yaşamak adına birbirini ezdiği bir "var olma çabası" olarak görülmüş olmasını teoriye yapılmış büyük haksızlık olarak görür. Oysa Darwin "İnsan Soyu" adlı eserinde insandaki toplumsallık içgüdülerinin kendini koruma içgüdülerinden daha güçlü olduğunu söylemiştir.
5.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Gelişimi-Antik Yunan
Etikte belirlenen temel iki problem(1,ahlaki kavramların duyguların kökenini bulmak ve 2,ahlakın temel ilkelerini belirleyerek ahlak ideali ortaya koymak) üzerine antikedeki çeşitli okulların ve düşünürlerin görüşleri özetlenir. Stoacılar, Sofistler, Marcus Aurelius, Sokrates Platon, Aristo, Epiküros, Cicero gibi düşünürlerin etik görüşleri incelenerek yer yer modern çağdaki etiğe yansımaları gösterilir. Ve hepsinin ortak özelliği, Hıristiyanlıktakinden çok uzak olarak, ahlakın kaynağını doğal eğilimlerde görmüş olmalarıdır.
6.Bölüm - Hristiyanlık-Ortaçağ-Rönesans
Hıristiyanlığın ortaya çıkışını tarihsel ve toplumsal bağlamlarda ele alarak Hıristiyan etiğinin varsayım, ilke ve temellerini açıkar. Hıristiyan etiğinin tutarsızlıklarını ve tıkanışlarını gösterir.
7.Bölüm - Modern Devirde Ahlak Öğretilerinin Gelişimi (17. ve 18. Yüzyıllar)
Antike felsefesi ile modern bilim arasındaki akrabalık bu çağda ekonomik, toplumsal, politik değişimlerle birlikte yeniden canlanır. Hobbes, Codworth, Spinoza, Locke, Shaftesbury Hutcheson Leibnitz gibi düşünürlerin görüşleri ele alınır. Ahlak henüz Hıristiyan etiğinden tamamen arınmamıştır.
8.Bölüm - Modern Devirde Ahlak Öğretilerinin Gelişimi (17. ve 18. Yüzyıllar-Devam)
Fransa'daki Descartes'in, İngiltere'deki Bacon'un görüşleri etik öğretileri kilisenin boyunduruğundan çıkarmaktadır. Bir önceki bölümün düşünürlerinin etkileri ile çağın ruhunu anlatır Kropotkin. 18. Yüzyılda Epiküros etiğinin yansımaları görülür.
9.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Modern Devirde Gelişimi (18. Yüzyılın Sonu 19. Yüzyılın Başı)
Fransız devriminin yarattığı karmaşa ve terörden ötürü kimi düşünürler etiğin kaynağını metafizikle açıklama gereği duymaya başlamıştır bu dönemde. Kant, Hegel, Bentham, Mill, A. Comte, Fichte, Darwin, Spencer gibi düşünürlerin görüşleri burada işlenir.
10.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Gelişimi 19. Yüzyıl
19. Yüzyılda Etikte, ortaya çıkan üç temel akım işlenir. Bunlar, Comte'un geliştirdiği Pozivitizm, Darwin tarafından yaratılan Evrimcilik, ve insanların toplumsal, politik eşitliği öğretisi Sosyalizm.
11.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Gelişimi 19. Yüzyıl (Devam)
Sosyalizm öğretisin kurucuları, öncüleri ve onların teorileri ile Darwin'in evrimciliği arasındaki ilişkiler incelenir. Özellikle Proudhon'un etiğe olan katkılarından bahsedilir.
12.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Gelişimi (Devam)
Bu bölüm tamamen Spencer'in temelde Sentetik Felsefe ve Etiğin İlkeleri adlı eserlerinin incelemesi için ayrılır, Spencer'e göre ahlak duygusu doğuştan değildir ancak ona göre her toplumda var olan duyarlılıklar ve fikirler ona hakim olan faaliyet türlerine göre ayrılır.
13.Bölüm - Ahlak Öğretilerinin Gelişimi (Bitiriş)
Burada Guyau'nun eserleri incelenir. Guyau'nun etiğinin temelinde "hayat" kavramı vardır ve hayat kendisini büyümede, çoğalmada ve yayılmada ifade eder ona göre etik, doğanın bu özel amaçlarına ulaşılmasını sağlayacak araçlar hakkında bir öğreti olmalıdır. Metafizik riskin neşesidir.
14.Bölüm - Sonuç
Etik öğretiler üzerine yapılan tarihsel bakışı özetler ve şimdiye değin incelenen tüm ahlak öğretilerinin ahlakın temel sorularına eksiksiz, tam şekilde yanıt bulamadığını gösterir. Ahlak rastlantısal bir fenomen midir,? Ahlakın kaynağı insandaki kısıtlayıcı reflekslerde yatabilir mi? Kropotkin'nin son cümlesi şöyle;"Gerçek şu ki yaşam tarzının verili bir toplumun gelişiminin tarihi tarafından belirlenmesine karşın, diğer yandan, vicdanın, kanıtlamaya çalışacağım üzere, çok daha derin bir kökeni vardır; bu köken tüm toplumsal hayvanlarda ve insanda psikolojik olarak gelişen eşitlik bilincindir..."
Büyük insanların biyografilerini okuduğumuzda aralarında "tembel" olarak nitelendirilenlerin hiç de az olmadığını görüp şaşmıyor muyuz? Evet, asıl yollarını bulana dek "tembel"dirler bunlar, ama bulduktan sonra, tam tersine, müthiş çalışkandırlar.

/Ekmeğin Fethi/
Kantçı ahlak yasasını çözümlerken Hegel, öncelikle genel olarak arzulanır olduğunu kabul edilmesini ahlak kuralının haklı çıkarılması olarak kabul etmenin yanlış olduğuna işaret etti. Her davranış için genel bir zemin bulmanın, hatta her davranışı görevin saygınlığına yükseltmenin mümkün olduğunu gösterdi. Ve gerçekten hepimiz de biliyoruz ki yalnızca vahşiler görev duygusu nedeniyle bizim bilincimizin isyan ettiği bazı eylemler sergilerler (çocukların öldürülmesi, kan davası); uygar toplumlar bile pek çoğumuzun mutlak suretle aykırı olarak göreceği bazı eylemleri genel yasa olarak kabul ederler. (Ölüm cezası, emeğin sömürülmesi, sınıf eşitsizlikleri vs.)
Pyotr Kropotkin
Sayfa 251 - Öteki Yayınevi, 2016
.. Hutcheson, aslında, Tanrı'nın toplumsal tapınmayı yaratarak insanın toplumsal ihtiyaçlarını giderdiğini gördü. Kuşku yok ki din, diğer herhangi toplumsal bir kurum gibi, bir idealin yaratılmasına yardım eder. Ama ahlak üzerine yazan çeşitli kişilerin işaret ettiği gibi, toplumsal ahlaktaki başrolü ideallerden çok toplumsal hayatın gündelik alışkanlıkları oynar. Dolayısıyla Hıristiyan ve Budist azizler su götürmez şekilde model olarak ve bir ölçüye kadar ahlak hayatı için canlandırıcı olarak işlev görürler ama unutmamalıyız ki insanların çoğunluğunun hayatlarında onları taklit etmemek için geçerli bir mazeretleri vardı: "Eh, biz aziz değiliz!" Dinin toplumsal etkisine gelince, başka toplumsal kurumlarını ve hayatın gündelik rutininin dini öğretilerinden daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır.
Pyotr Kropotkin
Sayfa 196 - Öteki Yayınevi, 2016
Hıristiyanlık ve Budizm'in tüm önceki dinlerden ayrıldıkları temel nokta, bu iki dinin insanların tabi olması gerektiği acımasız, intikamcı Tanrılar yerine, -insanları korkutmak için değil, onlara örnek olması için- bir ideal insan-Tanrı, öne sürmeleriydi.
Pyotr Kropotkin
Sayfa 139 - Öteki Yayınevi, 2016
Fazla aşırı gitmeyin; insanlık öyle bir günün içinde değişivermez

/Ekmeğin Fethi/
Ve adaletsiz davranmak, beyninizi adaletsiz olarak düşünmek üzere eğitmek, yani bizde en değerli olan şeyi, doğru düşünme yeteneğini sakatlamak demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Etik
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
414
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944294010
Çeviri:
Sinan Altıparmak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Etiğin işlevi insanın kusurları üzerine ısrar edip onu günahlar'ı yüzünden azarlamak değil, insanın en iyi içgüdülerine hitap ederek olumlu yönde hareket etmektir. Etik, onlarsız ne hayvanların ne de insanların toplumlar halinde yaşayabileceği birkaç temel ilkeyi belirler ve açıklar ama sonra bunlardan daha üstün bir şeye başvurur. Sevgi, cesaret, kardeşlik, kendine saygı, kişinin idealleri ile uyumu.
İnsana, eğer fiziksel, düşünsel ve duygusal tüm güçlerin tam bir kullanımını bulabileceği bir yaşam istiyor ise, böylesi bir yaşamın diğerlerine saygısızlık yolundan ulaşılabilir olduğu fikrini ebediyen terk etmesi gerektiğini söyler.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Yer Altından Notlar
  • BayBabür
  • Mihriban Karadağoğlu

Kitap istatistikleri