İnsanın acısı gazın hareketine benziyordu. Belli bir miktarda gaz, boş bir kutuya pompalandığında kutu ne kadar büyük olursa olsun onu tamamen ve eşit dağılım göstererek doldurur. Aynı şekilde ıstırap da ister küçük ister büyük olsun insan ruhunu ve bilincini tamamen doldurur. Bu yüzden de insan ıstırabının "boyutu"tamamen görecelidir.
Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti.
Elinde hiçbir şey kalmamış bir insanın dâhi, kısacık bir an için bile olsa, sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım.
Zengin bir entelektüel yaşama alışmış olan duyarlı kişiler daha fazla etkilenseler de(çoğunlukla daha hassas yapıda olurlar) iç benlikleri daha az hasara uğrar.
Biliyorum, biliyorum, canım, böyle düşünmek iyi değil, serbest fikircilik bu ;ama içtenlikle, hakikat adına, neden bazıları için kader, yavrusu daha annenin karnındayken mutluluk müjdesi verir;ama bir başkası yetimhaneden çıkıp doğruca sokaklara düşer?
Zaten mutluluk genellikle Aptal İvan'cığa gelir.