Dikkat kitabın içeriği hakkında bilgi (spoiler) içerir!!!
Otomatik portakal ilk okuduğumda çok anlamadığım, neden bu kadar kötülük neden bu kadar şiddet diye sorguladığım bir kitap olmuştu. Daha sonra tekrar okuyup, kitabın satır aralarını incelediğimde ise yazar bize ne çok şey anlatmış dedim.
Kitabımızın baş kahramanı olan Alex'ten başlamak istiyorum. Öncellikle Alex ismi A-lex olarak düşündüğümüzde lex sözcüğü kural, kanun anlamına gelmektedir. Başına A harfini alıp Alex olduğunda kanun tanımaz anlamı çıkmaktadır. Tam olarak da romanımızın baş kahramanını ifade eden doğru bir sözcüğe ulaşmış bulunmaktayız.
Yazarımız Anthony Burgess kitabını yazmamış adeta baştan sona en ince ayrıntısına kadar örmüş, bir bulmaca gibi hazırlamış ve beğenimize sunmuş.
Alex 15 yaşında bariz bir şekilde kişilik bozukluğu sergileyen bir şahsiyettir. Sorunlu bir kişilik imajı çizse de kişisel zevkleri olan, hayatı sorgulayan bir yönü de vardır.
Alex ve çetesi kötüdür ama bu kötülük aslında sisteme duyulan kinin bir yansımasıdır. Alex'in kendini ifade ettiği ve asıl problemin ne olduğunu sf 37 de dile getirdiğini görüyoruz. Alex sistemin insanların otomatikleştirmesine, iyilik yaparken bile sistemin istediği iyilikleri yapmasına eleştiri getiriyor. Buna olan tepkisini de şu şekilde ifade ediyor: "madem mutlu olmak tüm çabamız, iyilik yaparak mutlu olmak zorunda mıyız? Ben kötülüğü seçiyorum, kötülük yaparak mutlu oluyorum." Aslında Alex'in ağzında yazar Anthony Burgess sistemde ki iyilik dayatmasını eleştirirken, iyilik nedir? sorusunu yönetiyor bize. O zaman düşünelim beraber. Gerçekten iyilik olarak gördüğümüz şeyler bir iyilik mi?
Buraya bir metafor bırakıp kendi içinizde bunu düşünmenizi isterim. Mesela biz insanlar sokak hayvanlarını aç kalmasınlar diye marketten aldığımız hazır