Aşık olduğunuz andan sonra her şey sırlarla dolu bir karanlıktı; bildiklerinizi unuruyordunuz, şaşıyor , yanlış yollara sapıyar, yanıtları bulamıyordunuz; aşk her şeyin görüntüsünü değiştiriyordu, bir kapıya baktığınızda bir duvar, bir duvara baktığınızda bir kapı görüyordunuz; yanlış yerlerden çıkmaya çalışıp yanlış duvarlara çarpıyordunuz. Sırrı keşfedememek ise, tutkuyu ve acıyı arttırıyordu.
Hayat sırlarla doluydu benim için. Kalın duvarları, karanlık mahzenleri, karışık labirentleriyle, fethetmeye çalışırken nasıl olduğunu anlamadan kendisine tutsak düştüğüm, hayaletlerle dolu bir kaleydi hayat…
Hayat da böyle bir şeydi benin için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek .Bütün bir hayatın özeti buydu:Ben de bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun bir Nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim, ne başka diyarıara kaçabildim, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim.