Sanki uygurlığa geri dönmüş bir vahşi gibi hissediyordum şimdi kendimi. Saçlarımın arasından, enseme, sırtıma su damlaları akıyordu, ama hiç kıpırdamadan oturuyor, Boğaz'ın iki yanından İstanbulun'un ağır ağır akışını damlalarla kaplı pencereden seyrediyordum.
Bir an bana eskiden tanıdığı biriymişim gibi, burada ne işin var diye sorar gibi bakmış, tam o sırada göz göze gelmiştik. Sanki ikimiz de bir hatırayı arar, hatta sorgular gibi bakmıştık birbirimize.