Japon yazar Soseki den okuduğum 2. roman.
İlk olarak okuduğum Madenci isimli romanını çok sevmiştim.
Bir adamın bir madende çalışmaya başlaması ile çıktığı iç yolculuğunu naif bir dille anlatmıştı.
Bu roman Soseki tarafından daha da naif bir dille yazılmış doğrusu.
Tokyoda yaşayan bir ailenin küçük erkek çocuğudur kahramanımız.
Ailesi tarafından, ailesinin beklediği kriterlere uymadığından çok onaylanmaz.
Eğitim hayatı çok parlak değildir,
Yaramaz bir çocuk gibi görünse de aslında tanık olduğumuz olaylardan anlarız ki arkadaşlarının kurbanıdır.
Onlara inanarak ve onların gazı ile giriştiği işler genelde başına iş aşmıştır.
Bu anlamda kahramanımızın saflığını henüz küçük yaşlarda görürüz.
Nina kahramanımızın bakıcısıdır ve küçük beyi çok sevmekle kalmaz , onu çok farklı ve çok iyi bir insan olarak gördüğünü söyler sürekli.
Anne ve babası ölünce abisi ile de yolları ayrılır ve kendine kalan para ile eğitimini tamamlamaya karar verir.
Sonunda Tokyodan uzakta bir yerde öğretmen olarak işe başlar.
Okulda tanıştığı öğretmen arkadaşları ile, kaldığı pansiyondaki görevli ile arkadaşlık kurmaya çalışır.
Ancak o kadar saf , o kadar düz mantık ve o kadar dürüst bakar ki her şeye, kurduğu arkadaşlıklarda kendinin bile anlayamadığı sorunlar yaşar.
Ortama bir türlü entegre olamaz , ne meslektaşları ile ne de öğrenciler ile.
Her Gördüğüne ve her duyduğuna inanır, zira kendi yalan söylemediğinden dolayı herkesin de kendisi gibi dürüst olduğunu düşünür.
Öğretmen arkadaşlarına taktığı isimler de tam da bunu kanıtlar gibidir.
Kırmızı gömlek, oklu kirpi, balkabağı yahut soytarı gibi isimler takması , biraz da bize kahramanın sadece gördüğü ile ilgilendiği izlenimi verir.
Haksızlığa tahammülü yoktur.
Haksız yere maaşının yükseltileceğini duyunca buna da razı gelmez.
Doğru bildiği şeyi