Anıl Çokuğurluel

Anıl Çokuğurluel
@Anil1975
Puan vermedi
Birden fazla aşk hikayesinin anlatıldığı, uzun zamana yayılan bir dönem romanı. Sultanahmet camii nin inşaatına başlandığı tarihler. İnşaat başı Bahşi bir hıristiyan papazının kızı olan Kaknüşya ya aşıktır. Kaknüşya da aynı derin aşkla Bahşi ye bağlıdır. Ölünceye kadar , hatta öldükten sonra dahi ayrılmama yemini itmiştir bu 2 aşık. Ancak ir gün Kaknüşya nın babası bu evliliğe onay vermez ve kızını başka biri ile evlendirmek ister. Bahşi ve Kaknüşya da kaçmaya karar verirler. Ancak papazın adamları Kaknüşya yı bulur ancak kızı babasına teslim edeceğine esir olarak satarak bir gemiye bindirirler. Hikaye odur ki gemi batar. Bahşi sevgilisinin izini sürer, gemiye kadar izini bulur ancak yaşayıp yaşamadığından emin değildir. Kendi gemiden kurtulmuşsa da Kaknüşya nın kurtulduğundan emin değildir. Gemide Galuna adında bir esir kız da dahil olmak üzere 4 esiri himayesine alan Bahşi Kaknüşya yı aramaya başlar. Aramaları yıllar sürer ancak asla ümidini kaybetmez. Yıllar geçtikçe Galuna nın Bahşi ye karşı hisleri derinleşir. Kendini sürekli onun esiri olarak tanımlar ancak bu esaret ona duyduğu sevginin ve aşkın esaretidir artık. Canı pahasına ona bağlıdır. Bu arada Gemi kazasından kurtulan Kaknüşyayı da İhsan adında bir adam sahiplenir. Hamile olduğunu anlamasına rağmen onu kollamaktan vazgeçmez. Yıllar geçtikçe bu kez de İhsan ın duyguları Kaknüşya ya karşı derinleşir. Kadının hiç konuşmamasına rağmen, yataklarında bir bıçak saklayarak İhsanı kendine yaklaştırmamasına rağmen Kaknüşyayı da doğan kızını da sahiplenir. İsmini dahi öğrenemediğinden dolayı ona kendi bir isim takar. Artık Kaknüşya Lalin, kızı da Lalzade dir onun için. Lalzade İhsanı babası bilir ve yaptığı fedakarlıklardan dolayı Onu sever. Aslında Kaknüşya da ona karşı minnettardır. Aşk beslemese de
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Bazı hesaplaşmaları yapmak için kaç yıl beklemek gerekir? Romanımızın kahramanı General Henrik ve çocukluk arkadaşı Konrad, kendi hesaplaşmalarını yapmak ve birbirleri ile yüzleşmek için 41 yıl ve 43 gün beklemişlerdir. Roman Henrik ağzından anlatılmaktadır. Henrik ve Konrad, askeri okula beraber gitmiş ve 10lu yaşlarda tanışmış 2 arkadaştır. 30 lu yaşlarına gelinceye kadar beraber olan bu 2 arkadaşın, kardeşten öte bir ilişkileri vardır. Henrik daha sosyal, daha gösterişli ve daha kuralcı ve disiplinlidir. Romanda Henrik biraz üst tabakayı ve burjuva sınıfını temsil etmektedir. Aynı zamanda Tam olarak bir askerdir. Hayata bakışı da, yaşayışı ve davranışları da tam olarak asker mantığındadır. Tıpkı babası gibi. Konrad ile tanışmaları askeri okula dayansa da Konrad, daha sonradan da anlayacağımız üzere, askerliğe çok sıcak bakmaz, benimsemez. Henrik için Askerlik bir yaşam biçimi ve karakterse de Konrad için askerlik sadece bir kostümdür. Sosyal statü için gerekli bir araç olarak görmüştür askerliği. İlk tanıştıkları gün Henrik in babasının Konrad için "o bizden farklı" diye söylemesi ile romanda bu farklılık önümüze sıkça gelecektir. Zira piyanist kompozitör Schopen in akrabasıdır ancak bunu hiç dile getirip övünmez. Müzik sever ve piyano çalar. Bu anlamda müzik Konrad ın hayatının gizli ve girilmesi zor odasıdır. Henrik bu yabancılığı bir piyano dinletisinde; Konrad, annesi ve karısını aynı ruh halinde görünce daha da açık hisseder. Annesi ve karısı da babasının deyimi ile onlardan "farklıdır". Henrik in Anne ve babasının yıllardan beri evliliklerinde sessizce yaşadıkları adı konmamış sorun da bu farklılıktır. Bu farklılık zamanla Henrik ve karısı Krisitna arasında da kendini gösterir. Konrad ile Kristina nın sessiz ve kanıtlanamaz yakınlığını Henrik de
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi
Japon yazar Soseki den okuduğum 2. roman. İlk olarak okuduğum Madenci isimli romanını çok sevmiştim. Bir adamın bir madende çalışmaya başlaması ile çıktığı iç yolculuğunu naif bir dille anlatmıştı. Bu roman Soseki tarafından daha da naif bir dille yazılmış doğrusu. Tokyoda yaşayan bir ailenin küçük erkek çocuğudur kahramanımız. Ailesi tarafından, ailesinin beklediği kriterlere uymadığından çok onaylanmaz. Eğitim hayatı çok parlak değildir, Yaramaz bir çocuk gibi görünse de aslında tanık olduğumuz olaylardan anlarız ki arkadaşlarının kurbanıdır. Onlara inanarak ve onların gazı ile giriştiği işler genelde başına iş aşmıştır. Bu anlamda kahramanımızın saflığını henüz küçük yaşlarda görürüz. Nina kahramanımızın bakıcısıdır ve küçük beyi çok sevmekle kalmaz , onu çok farklı ve çok iyi bir insan olarak gördüğünü söyler sürekli. Anne ve babası ölünce abisi ile de yolları ayrılır ve kendine kalan para ile eğitimini tamamlamaya karar verir. Sonunda Tokyodan uzakta bir yerde öğretmen olarak işe başlar. Okulda tanıştığı öğretmen arkadaşları ile, kaldığı pansiyondaki görevli ile arkadaşlık kurmaya çalışır. Ancak o kadar saf , o kadar düz mantık ve o kadar dürüst bakar ki her şeye, kurduğu arkadaşlıklarda kendinin bile anlayamadığı sorunlar yaşar. Ortama bir türlü entegre olamaz , ne meslektaşları ile ne de öğrenciler ile. Her Gördüğüne ve her duyduğuna inanır, zira kendi yalan söylemediğinden dolayı herkesin de kendisi gibi dürüst olduğunu düşünür. Öğretmen arkadaşlarına taktığı isimler de tam da bunu kanıtlar gibidir. Kırmızı gömlek, oklu kirpi, balkabağı yahut soytarı gibi isimler takması , biraz da bize kahramanın sadece gördüğü ile ilgilendiği izlenimi verir. Haksızlığa tahammülü yoktur. Haksız yere maaşının yükseltileceğini duyunca buna da razı gelmez. Doğru bildiği şeyi
Küçük BeyNatsume Soseki · Tokyo Manga Yayınevi · 202362 okunma
Puan vermedi
Romanımız bir mitolojik roman adından da anlaşılacağı üzere. Partoklos, kral olan babasının istediği kriterlerde olmayan vasat bir prenstir. Çocukken bilmeden bir başka çocuğu -bir prensi yani- öldürmüş ve bu suçundan dolayı öldürülmemesi için sürgüne gönderilmiştir ve ailesinden ayrı büyümektedir. Sürgün olarak gittiği krallıktaki prens Akhilleus ile bir dostlukları başlar. Daha doğrusu Akhilleus un portoklosa karşı bir yakınlığı başlar. Bu yakınlığı önceleri "ilginç biri" olarak tanımlasa da 2 arkadaşın dostlukları gün geçtikçe derinleşir. Aynı zamanda denizler tanrısı tetis in de oğlu olan yarı tanrı Akhilleus un bu dostlukları , Portoklos un bir ölümlü olmasından dolayı anne tanrıça tarafından onay almaz. Annesi onu eğitim için başka yerlere gönderse de artık 2 dost birbirlerinden ayrılmaz olmuşlardır. Bir şekilde yine birbirlerini bulurlar. Gittikleri yerde yıllarca yarı at yarı insan Kyron un öğreticiliğinde tıptan müziğe askerlikten tarıma kadar çok şey öğrenir ve etkin birer savaşçıya dönüşmeye başlarlar. Yıllar geçtikçe aralarındaki bu dostluk, 2 yetişkinin yaşayabileceği bir aşka dönüşmüştür. Bir gün Akhilleus babası kral ve annesi Tetis in huzuruna çağrılır. Prenses Helene kaçırılmıştır ve Truva ya karşı büyük bir savaş hazırlığına gireceklerdir. Yarı tanrı Akhellious da yunanların en iyi savaşçısıdır. Ancak Onun desteği ile bu savaş kazanılabilecektir. Akhellious bu savaşa katılırsa ismi yaptığı kahramanlıklardan ölümsüzleşecektir. Ancak tanrıçanın bir de kehaneti vardır. Bu savaşa katılırsa Akhillous un öleceğini, ancak isminin ölümsüzleşeceğini söyler. Kısa ama şöhretli bir hayat ile uzun ama silik bir hayat arasında kalan Akhillous tanrı kanı da taşıdığından , tanrısal özelliklerini kaybetmemek hatta bu özelliklerini daha da parlatmak için savaşa
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,3bin okunma
Puan vermedi
Bir kadın porno yıldızının 600 erkekle sex yaparak rekor denemesi yapma fikriyle açılıyor roman. 600 katılımcının isimleri yok. Hepsinden romanda numaraları ile bahsediliyor. Roman da 72, 132 ve 600 numaralı katılımcılar ve porno yıldızı cesi wright ın menejeri olan kadın üzerinden gidiyor. Yazardan bahsedecek olursak yeraltı edebiyatı yazarlarından chuck planhuik. Konu temel olarak sex den gittiğinden mütevellit oldukça sert tanımlamalar ve betimlemelere rastlamak kaçınılmaz tabii. Bekleme odasında katılımcıların ufak hikayeleri, porno yıldızımızın geçmişi , çektiği filmler, film kareleri ve sahneleri, Bekleme odasında erkeklerin yaptıkları hazırlık, psikolojileri oldukça net ve sert şekilde anlatılmış. Roman ilerledikçe görüyoruz ki 72 ve 132 no lu katılımcıların geçmiş hayatları cesi wright ile kesişiyor. Tanışmaları, aile hikayeleri ve anılarını dinledikçe bu 3 lünün ortak yönlerine şaşırıyoruz. Sonra araya menejer kadın giriyor. Onun da cesi wright ile tanışması ve geçmişi ile ilgili bilgiler alıyoruz. Özellikle bu sektörün geldiği durumlar, sektörün etkilediği erkekler, bildiğimiz doğrular, ve daha bilmediklerimiz -ki zaten bilmemize imkan olmayan şeyler- yine her romanında olduğu gibi dış betimlemeler ve ilginç detaylar ile okuyucuya veriliyor. Bir film seyrediyormuşçasına verilen detaylar okumayı hem zorlaştırıyor hem zevkli kılıyor. Yine finali okurken gözleriniz açılacak, yine şaşıracak yine affalayacaksınız. Yeraltı edebiyatı anlatımının hakkını veriyor roman. Ama bu okuduğum 2. romanı yazarın. Fight clup filmini de sayarsak 3 roman eder ki bir romanını daha okuyamam. Ama ilk roman gibi okunursa çok enteresan geliyor. İlgi çekici bir roman. Ancak gösteri peygamberi kadar iyi değil.
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,074 okunma