9 öykünün anlatıldığı bir öykü kitabı.
Daha önce okuma fırsatı bulamadığım Ayfer Tunç ile tanışmama neden olan kitaptır aynı zamanda.
Genel olarak tercih ettiğim bir tür değildir öykü kitapları.
Tek bir konu ve bu konunun ilgili karakterine yoğunlaşıp o kurguda devam eden anlatımları seviyorum.
Yani romanlar daha çok ilgimi çeker.
Kısa öykülerde detay bulamadığım zamanlar olur, kahramanlarının derdini tam anlayamadan biten öyküler olur.
Ya çok kısa olur tam olaya girerken öykünün sonuna geliriz, yahut uzundur öykü bu kez de roman gibi detaylı devam edecek derken apar topar biter.
Bu kitabı da bunlara benzer beklentilerle elime aldım.
Halen öykü kitaplarına mesafeliyim ancak öykü kitabı okuyacaksam da bu kesinlikle doğru bir tercih.
Öyküler depresif, hüzünlü.
İnsanın iç kavgaları, toplumsal yalnızlaştırılmalar, terk edişler, ölümler, gitmeler, beklemeler,
Kadın hayatlar, erkek hayatlar, çocuk hayatlar.
Her öykü ayrı güzel, öykülerde tekrar eden bir tarz yok,
Hem konu hem anlatım olarak benzer gitmediğinden sıkmadan okunuyor.
Kitaba ismini veren "Kırmızı Azap", konusu ve anlatımı ile beni en çok etkileyen öykülerden oldu.
Kitabın açılış öyküsü "Kadın hikayeleri" de zaten nasıl bir kitap okuyacağımız hakkında ip uçları veren bir öykü idi.
"Soğuk geçen bir kış" ta, o soğuk günde o yaşlı adamın hikayesi içimizi üşütüyor hakikaten.
"Kar yolcusu" nda da yalnızlık duygusunu yine bir kış günü ile anlatılmış.
Bir vazgeçiş öyküsü "Mikail in kalbi durdu",
Bir uzun dostluk sorgulaması "Taş Kağıt Makas" da yine aynı kalitede zevkle okunacak öyküler.
Benim favorilerim biri de "Kaybetme Korkusu" başlığındaki Avlu hikayeleri.
Süsen karakterinin hikayesi hiç rastlamadığım türden anlatılmış.
Kapanış hikayeleri "Fehime" ve "Yük" (özellikle Fehime) yine anlatımı ve bu kez yazım