Antik Yakındoğu, gerçek anlamda tarihin en önemli duraklarından biri. Bilmek için her zaman görmek gerekmez. Tarihi, geçmişi okuyarak anlıyoruz. Kendi potamızda eritiyor ve düşüncelerimize kaynaklık etmesini bekliyoruz. Sağlam kanıtlarla desteklenmesini ve bilimsel veriler ışığında bilgilerin elimize geçmesini temenni ediyoruz. Bu kitapta Mezopotamya, Bereketli Hilâl ve Anadolu'da hüküm sürmüş uygarlıklarının doğuşu, gelişimi ve yıkılışı bölümler halinde ele alınıp detaylıca anlatılmış. Kitabın içerisinde sadece siyasi-askeri olaylar değil sosyal, toplumsal, diplomatik, etnik, antropolojik -özellikle- ve dil konuları da yer alıyor. Bu sayede dönemle ilgili birçok farklı soruya tek kaynakta cevap bulabiliyorsunuz. Dönem zengin olunca içerik de zenginleştirilmiş.
Günün sonunda Umberto Eco 'nun editörlüğünde akademik dilde yazılmış yeterince detaylı bir kitap okudum. Yakındoğu okumalarıma ve konuşmalarıma kaynaklık edeceğinden şüphem yok.
Ev planlarında açık galerinin anısı sürdüğü ölçüde bir süreklilikten söz edilebilir. Ancak ev planlarının içe dönüşüyle birlikte Anadolu evi en belirgin yaratıcı öğesini, "hayat"ını yitirmiştir; tam bir kentleşme ve içe dönüklük "hayatlı ev"in sonu olmuştur.
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ben konuşan ve eylemde bulunan [ . . . ] saldırganlara saldıran, sessiz olmak gerektiğinde sessiz olan, bir söze aynı tonda cevap veren bir kralım: çünkü saldırıya uğradıktan sonra sessiz kalan bir insan, rakibinin kalbine cesaret veren biridir. Cesur olmak saldırgan olmak demektir, geri çekilmek korkaklıktır. Kendi sınırından çekilen insan korkaktır, çünkü Nübyeli ağzını açtığı anda itaat eder; ona cevap veren, geri çekilmesini sağlar, o da ona karşı çıkana sırtını döner. Nübyeliler cesur insanlar değildir, kalplerinde namertlik olan sefillerdir: bunu ben şahsen gördüm, yalan söylemiyorum!