📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çünkü bir başkasının güç tekelini kabul etmenin ilk şartı inkârdı. Kişinin kendisini ve gerçekleri inkârı. Özellikle de liderlerinin eksikliklerinin inkârı.
Peki, bütün o insanların bir araya gelmesi için, ihtiyaç duyulan tek düşman kim miydi? Ne önemi vardı ki! Kimin umurundaydı! Hem savaşlarda, düşmanın adı olmazdı! Düşman, düşman olarak bilinirdi! Çünkü bir adı olduğu fark edilince bir insan olduğu da hatırlanabilir ve savaş artık o kadar da soğukkanlı geçmeyebilirdi! Tarih, savaştığı insanların, örgütlerin, ülkelerin adlarını bilmeyen askerlerle doluydu! Sonuç olarak, tek düşmanın adının hiçbir önemi yoktu. Önemli olan, o tek düşmanı linç etmenin sonuçlarıydı:
Linç varsa birlik vardı.
Linç,aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Sadece onu düşünüyor ve onun hakkında okuyordum. Okudukça da,sıradan bir şiddet davranışı olmadığını fark ediyordum. Linç,sadece birden fazla insanın yan yana gelip yumruklarını sıkması değildi. Toplumsal bir gerçekti! Sosyal antropolojide yeri olan bir hareket biçimiydi! Hatta bir biçimlendiriciydi! Toplum ve birey,çoğunluk ve azınlık ilişkilerinin düzenleyicilerinden biriydi. Kolektif bit haktı! Rousseau'nun 'doğrudan demokrasi' dediği şeydi!