Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçen akşam tesadüfen bir arkadaşım, yeni yapılan bir çalışmayı yolladı. Bu çalışmanın sonucuna göre, çocuklukta travması olan insanların yetişkinlikte empati yeteneği daha yüksek, adeta psikolojik güçleri varmış gibi, başka bir insanın hikayesini daha o anlatmadan çok daha kolayca anlayabiliyor ve travma yaşamayanlara göre çok daha kolay bağ kurabiliyorlarmış. Hiç travması olmayan, sarayda bir prenses ya da prens gibi yetiştirilen bir çocuksa büyüdüğünde başka bir insanın kusurunu anlamadığı için belki çok daha kolayca yargılayabiliyor, dedikodusunu yapabiliyor. Ama travması olan insan, başka bir insanın da defolu olmaya ve tuhaf davranmaya hakkı olduğunu bildiğinden, daha zor asıp kesiyor. Yani aslında belki de bu tuhaf travmatik hikayelerimiz bizi daha iyi kalpli insanlar yapıyor.
Yaşadığımız dünyada hepimiz, herkes gibi olup "normal" sayılmak için bizi biz yapan gerçek hikâyelerimizden vazgeçip kusursuz ama bir o kadar da yüzeysel insanlar olmaya, neredeyse bir Android'e dönüşmeye çabalıyoruz.