Bu hikâye umarım kim olduğumu ve neden farklı ol duğumu, sırları fısıldayan ağaçları neden duyduğumu ve neden her zaman orman beni içine çekiyormuş gibi hissettiğimi açıklayan, mucizelerle dolu bir hikâyedir.
Zaten bizde gabat! Neden deyecek olursanız, adam diyor, 'Ben yoruldum yeter artık!' Biz diyoruz 'Hayır yorulmadın biraz daha yap!' Her seçimde adamı seçiyoruz, o da bu gadar yapıyor! Gene eyi ki Nahiyeye varıp gelirkene mühürleri düşürmüyor . . . »
Köyün yarısı ağıl, ahır, yarısı ev. Kadınlar belleri kuşaklı, etekleri yerleri süpürüyor, yoksulluğun ve bilmezliğin ağırlığıyla çirkinleşip gitmişlerdi. Erkekler de yolun bir yanına toplanmışlar, yağdalı şapkalarını çıkarıp ellerine almışlardı. Kulakları, boyunları kir içindeydi..