Yalnızca tek bir insanın koskoca milletin makûs tarihini değiştirebileceği gibi eğitim ile her türlü değişim elbette mümkündür. İyi eğitim alan bir insan önce çevresini ardından ülkesinin kaderini değiştirebilir. Zordur elbette, engellerle doludur yol ancak bu mümkündür de. Bazılarının kaderi ise çok yoğun çabaya bağlıdır. Çabalamak insan olmanın en önemli meselesidir. Çünkü bu yeryüzünde her olumlu icat, her türlü güzellik bir çabanın ürünüdür. Kader insanın gayretiyle de alakalı bir durumdur.
İnsan kendi kaderini inşa edendir. Kendi çabası ve seçenekleri insanın kendi hayatını belirler..
"Coğrafya kaderdir" sözü İbni Haldundan zaman ve mekân ötesi bir tespittir. Coğrafya gerçekten insanın kaderi midir? İnsan mıdır kendi kaderini belirleyen, yoksa yaşadığı ve doğduğu topraklar mı? Az laf ile çok şey söylemeye bir örnek göster deseler ilk göstereceğim örnek kesinlikle İbni Haldun'un bu sözü olurdu.
Peki neden?
İbni Haldun Mukaddime eserinde coğrafyanın insan üzerinde etkilerini ele alırken bunu her açıdan değerlen-dirmektedir. Gerek siyasi, gerek fiziki olarak coğrafyanın insanın üzerinde bıraktığı etkileri derinlemesine incele-mektedir. "Yaşadığı yerin havası, nemi insan sağlığına etki eder" diyen Haldun, "Siyasi mekanizmanın düzgünlüğü ya da bozukluğu da insan hayatının her şeyini etkiler" der. Yani bu sözü hem politika açısından ele almak gereklidir hem de coğrafi koşullar açısından. Ancak buradan ke-sinlikle "Kaderimize her şey yazılmış, alın yazımızda var, biz ne yaparsak yapalım değiştiremeyiz" gibi bir anlam ve teslimiyetçi bir bakış açısı da çıkarılmamalıdır. Çünkü İbni Haldun'un böyle bir anlayışı olmadığı gibi İslam dininde, ahlakında ve felsefesinde böyle bir anlayış kesinlikle yoktur.
Bazı kitaplar vardır, okurken içinize işler, sanki karakterler evinizin yan sokağında yaşıyormuş gibi gelir. Maeve Binchy’nin “Yalnız Kadınlar Sokağı” tam da böyle bir roman. Her biri kendi dünyasında yaralı, umutlu ya da arayışta olan kadınların hikayelerini okurken hem onların dostu oldum hem de kendi içime döndüm.
Yazarın dili sade ama duygularla yüklü. Şemsa Yeğin’in çevirisi de bu sıcaklığı koruyor. Farklı hayatların nasıl kesiştiğini, bazen yalnızlığın bile bir araya gelince nasıl iyileştirici olabileceğini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kitabı elimden bırakmak istemedim; sayfaları çevirdikçe kendimi Dublin sokaklarında buldum.
Edebiyatta kadınların sesi her zaman güçlüdür ama Binchy bu sesi duyurmakta çok özel bir yere sahip. Kitabı bitirdiğimde içimde buruk ama huzurlu bir his kaldı.
“Yalnızlık bir son değil, bazen yepyeni bir başlangıcın sessiz adımıdır.”
#okudumbitti #kitaptavsiyesi #yalnizkadınlarsokağı #maevebinchy #doğankitap #kitapönerisi #edebiyat #kadınhikayeleri #romanönerisi