Anta Lena

Anta Lena
@Antalena
Kalıplardan sıyrılıp özgürleşmenin mutluluk olduğunu anlayalı çok oldu. Okurum, seyahat ederim ve yaşarım.
Turizm
Üniversite
Peru, Türkiye
Muğla
37 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Hindistan Edebiyatından bir başyapıt
9/10
·384 syf.··
2026 3. kitabı
Hindistan edebiyatından ilgici çekici bir eser. Harita eşliğinde, konusu Andaman Adalarında geçen çarpıcı bir romandı, ben farklı coğrafyaların hikayelerini seviyorum, zevkle okudum o yüzden, hatta öyle etkileyiciydi ki, neredeyse ada halkından biri haline geldim. Kitabın ne kadar ilginç olduğunu anlatmak için birkaç örnek vereyim; gerçekten tuhaf olaylar, garip adetler, şaşırtıcı insanların yaşamını okuyacaksınız. *Ne zaman birisi bir vahşi hayvan tarafından öldürülüp yense ölenin ruhunun o vahşi hayvanı ele geçirdiğine inanılıyor. Böylece adalarda annesi timsah , çocuğu kaplan olan bir sürü gurur dolu insan yaşıyor. *Altı parmaklı tehlikeli Nanga kabilesi adalardan birinde yaşıyor ve o adaya kimseyi sokmuyor, dışarıdan geleni acımadan öldürüyorlar. (Burada bahsi geçen Sentinel Adası'nın yamyamları son zamanlarda medyada sıkça yer alıyor zaten.) *Yaşlı ve hasta insanlar bir miktar yiyecekle beraber kanolara bindirilip denize bırakılıyor, bu bir gelenekmiş. Ada etrafında içinde ölüler olan teknelerle karşılaşmak sıradan bir olay, yerliler adaları çevreleyen denize Ölüler Denizi diyor. *Dağ kırlangıçlarının salyalarıyla yaptıkları yuvalarından adanın en lezzetli çorbası pişiriliyor. Roman, Andaman Adalarında başlayıp Himalayalardaki bir Hindistan şehrinde devam ediyor.
Hasret KoordinatlarıShubhangi Swarup · April Yayıncılık · 202592 okunma
Reklam
Avokado'nun intikamı alındı
Hava heyecan ve tedirginlikle titriyordu. Kibele Dağı’nın zirvesindeki yangın kızıllığı gün batımını beklememişti, uçsuz bucaksız alev alev yanan bir dünyayı izlediğimi hissediyordum. Ve işte... Aynı kızıllığın daha koyusu ve şiddetlisi bir anda mezbahayı ve cephaneliği örten Mandalintepe’nin üzerinde peydahlandı. Bulutun arkasından çıkan güneşin ansızın parlaması gibi, ya da sigarayı içine çekerken tütünün çakmak çakmak tutuşması gibi kulakları sağır eden gümbürtüler eşliğinde tepenin bütününü yaktı kavurdu. İçi kanla irinle dolu murdarlık abidesi tepe kendine özgü pisliklerini havaya püskürtürken, görkemli bir volkana dönüştü. O an içimden tarifsiz bir acı koptu, hayatımda ilk defa gerçekten kutsal bir hesaplaşmanın içinde olduğumu hissettim.
Sayfa 341·Kitabı okudu
Örümcek maymunu
Epey sonra soyunup yağmurun altında şelaleye girdim. Avokado’yla sudaki oyunlarımız, cambazlıklarımız, tepişmelerimiz aklıma geldi. Zavallı küçük yavru, şimdi bir dolapta et yığını halinde bekliyordu, belki de çoktan ocakta pişmeye başlamıştı. Bunları düşününce bulantıya kapıldım, küçük şelalenin altına oturdum ve tepeme inen suların gözyaşlarıma karışmasına aldırmadım. Böyle ne kadar oturduğumu hatırlamadığım bir sürenin sonunda Bazgan’ı gördüm karşımda. “Yiyecek getirdim sana, gel hadi,” dedi. Acıktığımı hatırladım, bir de kıyafetlerimin kulübede olduğunu. “Şortumu getirirsen çıkarım,” dedim. “Karşında uşağın yok, suya nasıl girdiysen aynı şekilde çık.” “Erken geleceğini nerden bilebilirdim ki?” “Ne erkeni en az iki saat geçti.” “O zaman bakma,” “Takımlar gümüş, anlaşıldı,” diyerek sırtını dönüp yürüdü. “Pis adam,” diye söylenip peşinden seğirttim. Kulübeye girip çabucak külotumu giyerken, “Sakladığın kadar varmış,” dedi. “Bakma dedim sana.” Sıcak ve çekici bir gülümsemeyle beyaz dişlerini gösterdi, “Sincaplarınki daha küçük, üzülme.” “Sadece birinin karşısında çıplak olmaktan utandığım için, başka sebebi yok tamam mı?” “O zaman örümcek maymunu gibi çıkmayacaksın dışarıya. Çıktıysan da utanmayacaksın.” “Seninle yaşamak başlı başına yorgunluk,” dedim şortumu çekiştirirken. “Seninle eğlenceli ama!”
Sayfa 321 - Tarhan ve Terörist Bazgan·Kitabı okudu
Müstakbel metropol Başkanı ve terörist
“Eğer Avokado’yu kesmeselerdi yanıma gelmeyeceğini de itiraf et, olsun bitsin.” Ses tonundan öfkesinin sürdüğünü anladım. “Bir başka zaman gelirdim, sen unutulacak insanlardan mısın ki?” Kaşlarını çattı, “Laf ebeliği yerine menfaatlerimiz çakıştı desek?” “İki insanın karşılaşması tesadüf sayılmaz, birbirilerine ihtiyaçları olduğu içindir. Evren böyle diyor,” dedim. Asık yüzü gevşedi, onun ışık parlaklığındaki zekâsı ve gücü içinde yeşeriveren çocuksu doğal tepkilerine bayılıyordum. “Benim için hava hoş, suç ortağım bir gün metropol başkanı olabilir. Ulular ve yüceler adına bana verilen bu armağana minnettarım,” dedi başını havaya kaldırarak. “Bu bir trajedi olur,” dedim. Her şartta bu adamın yanında keyiflenmemek mümkün değildi. “Dostluğumuzu siyasete karıştırmam, hiç heveslenme.” “Anladım, metropol meydanında sallandıracak sonra mezarıma gelip ağlayacaksın. Neyse o zamana daha vakit çok, şimdi yat dinlen, benim aşağıda biraz işim var, akşam karanlığında dikkat çekmeden seni kasabanın kenarına bırakırım.”
Sayfa 320 - Tarhan ve Terörist Bazgan·Kitabı okudu
Bir aylık yavru keçi
“Aslında bugün Avokado’yu almak için geri gelmiştim, fakat bu sabah Avokado’yu et haline getirmişler.” Kesmişler diyemiyordum bir türlü, dilim gitmiyordu, “Metropol ekibine ziyafet çekeceklermiş.” Bazgan yerinde öyle bir hopladı ki kulübe zangır zangır titredi. “Lan! Bir aylık yavruyu?” Hedef odaklıydım ve bir an evvel sonuca varmak istiyordum. “Yaptıkları yanlarına mı kalacak?” “Avokado’nun bokunda boğulacaklar.” “Planın nedir?” diye sordum. “Yarın öğlen yemeğinde Avokado’yu yedirmeyeceğim onlara.” Yüzünde sarp kayalıklara benzeyen bir ifade ortaya çıkmıştı, biraz ürkütücüydü ama benim için değil. Bazgan’la ruhsal ahengimizin uyumlu olduğu konusunda yanılmamıştım ve en önemlisi ne düşündüysem gerçekleşiyordu.
Sayfa 319 - Tarhan ve Terörist Bazgan·Kitabı okudu
Reklam