Mehmet Mollaosmanoğlu, vegan değil.
Kendisi kırmızı et yemiyor ama bunun nedeni, Kurban Bayramı’nda yaşananları görmek ve oradaki vahşetin yarattığı sarsıntı. Yani bu kitap, sadece “etsiz yaşam” savunusundan değil, aynı zamanda derin bir vicdan sorgulamasından, sistem eleştirisinden doğuyor.
Veganlar, adından da anlaşılacağı gibi veganlık ve etsizlik üzerine bir kitap gibi görünse de aslında çok daha karmaşık, katmanlı bir yapıya sahip. Distopik bir gelecekte geçiyor. Şehirlerin hapishaneye dönüştüğü, insanların kişisel kodlarla sınırlandırıldığı, etin suç sayıldığı, her hareketin sıkı kurallara bağlı olduğu bir dünya bu.
Kahramanımız Tarhan, böyle bir dünyada doğmuş. Ama işin aslı, yasaklar ve kısıtlamalar arasında insanın içindeki özgürlük arzusu, istek ve direnç ön plana çıkıyor. Tarhan, dedesinin son arzusunu gerçekleştirmek için yasağı delip “dışdünya”ya açılıyor ve orada başlayan hikaye aslında insanın en temel hakları ve arzuları üzerine bir sorgulama.
Mehmet Mollaosmanoğlu, sadece gelecekten bir kesit sunmakla kalmıyor, aynı zamanda günümüzün sistemsel sorunlarına, adaletsizliklerine, kontrol mekanizmalarına da güçlü bir ayna tutuyor. Bu yüzden “Veganlar” basit bir veganlık kitabı değil, insanın kendisiyle, toplumu ve dünyayla olan hesaplaşmasının distopik bir yansıması.
Okurken, yasakların arkasındaki gerçek nedenleri, insanların kırılgan ama inatçı direncini hissedeceksiniz.
Ve aklınızdan çıkmayacak bir cümle kalacak: “Bir şey yasaklandığı için değil, o bilince ulaşıldığı için yapılmalı.”
Distopya sevenler için çok özel bir okuma deneyimi.
Ve kesinlikle düşündüren, sorgulatan bir kitap.