Anta Lena

Anta Lena
@Antalena
Kalıplardan sıyrılıp özgürleşmenin mutluluk olduğunu anlayalı çok oldu. Okurum, seyahat ederim ve yaşarım.
Turizm
Üniversite
Peru, Türkiye
Muğla
37 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Mezarları yıkıp diri diri gömülmüş anıları çıkarmaya çalışırken kendini gömen insanlara yak ağıtlarını, eceliyle toprağa karışacak ölülere değil.
Sayfa 312·Kitabı okudu
Reklam
Karanlıktan kaçmak istiyorsan...
Azgar vakit geldiğinde otelden çıktı. Muğlaklığın ve gizemin rengi siyahtır, o da özellikle siyah tişört ve siyah pantolon giymişti, böylece Antananarivo gecesine usulca karıştı. İşin açığı karanlığı seviyordu, dolayısıyla geceyi de. Bazıları gibi karanlıktan kaçma ihtiyacı duymuyordu. Üstelik karanlıktan kaçmak için Güneş parlarken dünyanın dönme hızında koşmak gerekir ve bu imkânsızdır ya, bir de her insanın aydınlık tarafı kadar karanlık tarafı da vardır ve hangisini öne çıkaracağını şartlar ve genler belirler ya, işte karanlıktan kaçılmayacağını çok eskiden anlamıştı, ama bunun yanında karanlığı sevdiği ölçüde gecenin altında parlayan ışıkları da seviyordu
Sayfa 311·Kitabı okudu
Hediye yemdir.
Duncan Gerber, burada siyah çay bulunmadığını hatırlattı. Jayen tebessüm etti, “Sizin Rooibos çayı bizim Karadeniz çaylarına benziyor, onlar kadar lezzetli, İstanbul’da büyük marketlerde bulunuyor, olgun vişnelere benzeyen kızıl rengini çok sevdiğim için arada alıyorum.” “Bunu tahmin etmemiştim, sevindim,” diye karşılık verdi. “Kıtanın en iyi çayları batıdaki Caderberg Dağları’nda yetişir, oradaki iklim rooibos bitkisine eşsiz bir tat ve aromatik özellikler katıyor. Size o çaylardan hediye etmek isterim ama öyle her yerde bulunmaz. O nedenle İstanbul’a kısa zamanda size yetecek miktarda göndereceğimin sözünü veriyorum.” Jayen buna gerek olmadığını söylese de adam ısrarcı davrandı, Azgar da iyice kıllandı, resmen Jayen’e kur yapıyordu. “Jayen Hanım hediyelerden pek hoşlanmaz,” dedi aslında hiç gereği yokken. Duncan Gerber alnını ovuşturdu, Azgar’ın araya kaynamasından rahatsız olmuştu, “Neden?” “Hediye yemdir. Bakın bu benim değil Jayen Hanım’ın genel fikridir, siz yine de sakın üstünüze alınmayın,” dedi yüzüne sevimli ifade katarak. Jayen bir gün önceki hediye konusunun böyle eline ayağına dolanacağını sanmamıştı, ama muhatabı Azgar’dı, her türlü sürprize hazır olması gerektiğini yavaş yavaş anlıyordu. Yok, hayır kızmamıştı, hatta hoşlanmıştı bile.
Sayfa 274·Kitabı okudu
Kıskanç aşıkların sevdiğini kendinden uzaklaştırması gibi.
Misafirhaneye döndüğünde vakit gece yarısını geçmişti. Jayen’in kapısını çaldı, “Sen geri gelinceye dek uyumayacağım,” demişti, bakalım bunu kalpten mi söylemişti? Kapı öyle şiddetli açıldı ki Azgar’ın yüreği ferahladı, gerçekten uyumamış, üstelik merak ve tedirginlikle beklemişti. “Bu sefer de katil çıkmadım,” dedi ışık saçan gözlerini kadınınkilere dikerek. “Hatta dört çocuğu insan tacirlerinin elinden kurtardığımı anımsadım.” Jayen derin nefes çekti ve dudaklarını Azgar’ınkilere yapıştırdı. Kapı ağzında durduklarını umursamadan upuzun öpüştüler. Kadın yapığından utanan insanlara has bir mahcubiyetle, hatta aynı utancın daha sert katmanlarından korkmuşçasına, “Şimdi odana git ne olur, maceranı yarın sabah dinlerim,” dedi. Azgar devamını ummuştu, fakat şu gelinen aşama beklentilerinin ve hayallerinin çok ötesindeydi, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne meydan okuyabilir, Simonstown’ın bağımsızlığını ilan edebilir, imparatorluğunu onaylatmak için devlet başkanının karşısına dikilebilirdi. O moralle, “Yorgun sanıyorsan, değilim,” deyip şansını denedi. Jayen bütün büyüyü bozdu, “Anlık bir elektriklenmeydi, büyütme.” Esasında şaşkındı, kendini tutamamıştı. Azgar yanında olduğu sürece tutamayacaktı. Kıskanç bir aşığın sevdiğini kendinden uzaklaştırdığı gibi mutluluğu kendinden uzaklaştırma işini bir kere daha başarmıştı. “Salak kadın, ömür boyu platonik takılacak halin yok ya,” diye söylendi çaresizce.
Sayfa 267·Kitabı okudu