Anta Lena

Anta Lena
@Antalena
Kalıplardan sıyrılıp özgürleşmenin mutluluk olduğunu anlayalı çok oldu. Okurum, seyahat ederim ve yaşarım.
Turizm
Üniversite
Peru, Türkiye
Muğla
37 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Köpekbalıklarına teşekkür.
Azgar, “Bu alçakları burada canlı bırakamam,” diye dalgınlaşmıştı, “Şu dört çocuğu kurtardığım ortaya çıkar ve beni ispiyonlarlar.” O esnada iki insan kaçakçısı denizden karaya çıkmaya çalışıyorlardı ve sorunun çözümü Azgar'ın kafalarına vuracağı bir kaya parçasına bakardı, ama yeterince travma yaşamış çocukların gözü önünde bunu yapamazdı. Çare bulmalıydı, “Çare, çare, çare... Ve tam orada, o zamanda çare kendiliğinden gelmişti... Su bir anda karışmış geceden dahi kara yüzgeçler yelkenli misali dalgaların arasında zarifçe süzülmüştü. Üç köpek balığı cömert geceye verdiği nimetler için minnet duyarcasına sağa sola dönerek, dalıp çıkarak keyifle dolaşmaya başlamışlardı. Sonra Türkün çığlığı duyulmuştu, ara vermeden de Afrikalının... Ve zincifre gibi kızaran suyun parlaklığını gecenin karanlığı bile örtememişti. Azgar gözlerini karanlık göğe dikip teşekkür etmişti. Ertesi sabah çocukları göçmen bürosundaki bir üst düzey görevliye sağ salim teslim etmişti. Artık güvendeydiler. Ayrılırken dördüne son kez bakmıştı, onca travmaya rağmen gözlerinde hınçtan, kinden, nefretten iz görmemişti, yalnızca kederin ve acının izleri vardı, kötülük henüz zihinlerine bulaşmamıştı, sadece kötülüğün sakınılacak bir şey olduğunu anlamışlardı. Etkisi hiç geçmeyecek o çocukça bakışlar ruhunda yer etmişti, başlarına gelen onca olayın ardından saflık, temizlik ve iyi yüreklilik zerre kadar bozulmamıştı “Keşke dünyada sadece çocuklar yaşasaydı,” diye düşünmüştü.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Reklam
Organ mafyasına teslim çocuklar
Azgar sakin kalmaya karar vererek, “Çocukları nereye götüreceksiniz?” diye sormuştu. Adamın siniri tepesindeydi, ağzını gere gere "Gemiye..." diye bağırmıştı. "Gemi nereye gidecek?" “Anlaşıldı,” demişti öbürü, sinirle elindeki feneri sağa sola sallayarak. “Tevfik Koral sana rolünü abart demiş ya da çocukları teslim ettiğin adamları çıldırtmanı tavsiye etmiş. Anasını satayım oturduğu yerden paraları cukkalıyor, bize de onun bunun ağız kokusunu çekmek düşüyor. Peki, geminin nereye gittiğini bilmiyorum, umurumda da değil, bildiğim şu zavallıların son günlerini lüks kliniklerden birinde bir elleri yağda öteki balda geçirecekleri sonra da zengin birilerine organlarını bağışlayıp dünya cehenneminden kurtulacakları. Tamam mı, sınavı geçtim mi?” Azgar hiç beklemediği bu lafları duyunca bulantıya kapılmıştı, karanlık bir duyguydu, korkunçtu, sindirmede zorlanmış, midesi ağzına gelmişti. Kötülüğü, barbarlığı kavramıştı, ama esasında kavramak istememişti. Durmuş, gecenin tepesinde dönüp durmasına izin vermişti. Peşi sıra bottaki çocuklara göz atmıştı, karanlıkta birbirlerine sokulmuş bekleşiyorlardı, diğer teknedekiyse ince uzun bir Afrikalıydı, o da ayakta infaz emri bekleyen cellattan farksızdı ve ikisine bakıyordu ve baktığı da gözünün beyazından anlaşılıyordu yoksa geceye karışmış bedeni fener ışığını emecek kadar siyahtı. Azgar insanların tümünün ayırım yapılmaksızın korkutucu ve iğrenç olduklarına karar vermişti sonunda. Gençler, ihtiyarlar, kadınlar, erkekler tümü çeteydi, tümü suç ortağıydı ve hepsinden tiksinmeye başlamıştı.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Baobab ritüeli
“Bazı kabileler ‘griot’ adını verdikleri din ve kültür önderleri ölünce baobab ağacının gövdesini oyarak içine gömüyorlar, Afrika yerlilerinin eski ve yaygın inançlarıdır, hükümetler yasaklasa da hâlâ uygulanır. Son yıllarda özellikle Batı Afrikalı ve Madagaskarlı bazı kabileler bu eski ritüeli Hindistan yerlileri Agorilerin akıl almaz inançlarıyla birleştirilerek yeni yorum katmaya başladılar. Ölü griotun yanına seçilmiş genç birini koyuyorlar. Seçilmiş kişi dokuz gün boyunca ölünün çürümesini, etlerinin dökülmesini ve kokuyla baş etmesini öğreniyor. Dışarıdan yiyip içmesi yasak, çürüyen cesedin etiyle ve ağacın gövdesinden sızan suyla beslenmesi gerekiyor. Onuncu günde ağacın kovuğundan çıktığında artık kabilenin yeni griotudur. Bu noktada, sizin tiksinti duyacağınız bir olayın başkasının kutsalı olabileceğini, saçmalık saydığınız bir uygulamanınsa kültürel bir geleneğe bağlanabileceğini kabullenmek gerekiyor.”
Sayfa 249·Kitabı okudu
Birinin size ilgisini nasıl anlarsınız?
Bir kişinin konuşma esnasında kiminle ilgilendiğini anlamak istiyorsanız onun ayaklarına bakmanız yeterlidir. Baş nereye bakarsa baksın ayakuçları hangi yönü gösteriyorsa beynin ilgisi oradadır. Jayen usulca kızın ayağına baktı, Azgar’a dönüktü. Sinirden dudakları düz bir çizgi haline geldi, dişleri gizleyecek şekilde yüzü gerildi ve kızı tersledi. Azgar içten içe safça, benden mi kıskandı acaba, yoksa kızdan mı hoşlanmadı diye kıyasladı, ama kıskançlık fikrinin sadece kendi arzusu olduğu için öyle düşünmeyi arzuladığına karar verdi. Keşke kıskansaydı, bu uğurda neler feda etmezdi.
Sayfa 240·Kitabı okudu
Evlilikler çaya benzer!
Evlilikler çay misali her zaman sıcak olmalı yahut tam tersi buz gibi soğuk... Asla ılık değil. Sıcaksa evlilik iyi gidiyordur, buzsa iki taraf da başaramadığını kabul etmiş boşanmaya hazırdır, gel gör ki ne sıcak ne soğuksa kâbus o zaman başlıyor. Bizimki öyleydi, evliliğimizin sadece üçüncü ayında ‘çay’ hamam suyu kıvamına gelmişti. Sevgiliyken şakacı, öz güvenli, eğlenceli adam gitmiş yerini kıskanç, despot ve yapışkan birine bırakmıştı. Bazı erkeklerin aslında deve kuşu olduğunu, kadını kazanıncaya dek yavru keçi postu giydiğini, başardıktan sonra da kanamalı Kongo kenesine dönüşeceğini bilmiyordum. Bakma hemen uydurmadım, evliliğimin özetiydi bu benzetme. Boşanmam üç buçuk yılı buldu. İnatla direndi, boşanmamak için kırk oyun çevirdi, malını kaptırmak istemeyen tüccardan farksızdı. O aşamada ondan uzaklaşmak niyetiyle İstanbul’u bırakıp Gaziantep’teki bir tıp merkezinde işe başladım. Gaziantep sınır vilayeti malum, sığınmacılara da hizmet veriyorduk, ama resmi yollarla ve yasal biçimde. Öyle yılgın ve bıkkın dönemimdeydim ki yeni görev yerini ve şeklini önemsemedim, yeter ki İstanbul’dan ve kocamdan en uzağa gideyim kafasındaydım. Hâlbuki bir şeyden kaçarken yaptığınız seçim sizi yeniden ona geri döndürebilir ve kaçtığınız şey vardığınız yer olur.
Sayfa 235·Kitabı okudu
Reklam