Anta Lena

Anta Lena
@Antalena
Kalıplardan sıyrılıp özgürleşmenin mutluluk olduğunu anlayalı çok oldu. Okurum, seyahat ederim ve yaşarım.
Turizm
Üniversite
Peru, Türkiye
Muğla
37 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Veo adlı genç.
Azgar üstüne gitmedi, “Adın ne?” Esmer genç kısa süre sustu, Azgar sorulara yanıt vermeye istekli olmadığını anlamıştı, yadırgamadı, onun yerinde olsa kendisi de aynısını yapardı. Bekledi, “Veo. Veo Koral.” Azgar çenesini kaşıdı, “Türkçe isme benzemiyor!” “Ve-o, şeklinde ayırarak söylersen anlamını çözersin. Soyadım zaten Türkçe, tahminin tutmadı anlayacağın.” Azgar onun epeyce küstah, fazlaca hesap edilemez biri olduğuna karar verdi, adından tipine dek farklıydı, cesetten çıkan vampir kadar da sürprizli. ‘Tam bu kliniğe yakışır muamma!’ diye geçirdi içinden.
Sayfa 111 - Azgar'ın ölmek üzereyken kurtardığı çocuk·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Haysiyetsiz papağan
Sadece iki dakika sonra patronun odasına geri dönme gereği hissetmişti, keza başlangıçta önemsemediği Cihangir Kent’in masasının cam tarafında duran gösterişli kafesteki Afrika gri papağanıyla ilgili zihninde uyarı ortaya çıkmıştı. Epey geveze hayvandı, belki başı sonu bütün cümleler kurmuyordu, fakat Azgar’ı tanıyordu mesela, adıyla seslenebiliyor, emir kipiyle ültimatomlar yağdırabiliyordu, haliyle kolayca ispiyonlayabilirdi. Azgar’a kalırsa hayvan yeterince haysiyetsizdi. Fikrinden emin olunca papağan ansızın gözünde düşmanlaşmış, tehdit unsuru haline gelmişti. Pencereyi açıp onu serbest bırakma fikri esinti gibi aklından gelip geçmiş, ne var ki mantığı bu fikri reddetmişti. Karanlıkta uzağa gidemeyecek, büyük ihtimalle pencere denizliğine tüneyecek, sabah olunca da patron onu bulacak, o da gammazlayacaktı. Uzun düşünmeye gerek duymamıştı, ne yapacağını biliyordu. Kafesin kapağını açarak elini direkt hedefe uzatmış, papağanı kafasından yakalamış ve avucunun içinde güçlü parmaklarıyla sıkarak basınç altında havasız kalmasını sağlamıştı. Gecenin sessizliğinde tellere çarpan kanat sesleriyle genizden gelen ses tellerinin boğuk uğultusu odanın duvarlarında yankılanmış ve çok geçmeden ortam sessizliğe dönmüştü. Evet, bunu yapmıştı, davranış biçimlerinin her zaman ahlak ve erdemle değil, hayatta kalma güdüleriyle de ilgili olabileceğine inanıyordu.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Evlat sahibi olmak
Bir çocuk dünyaya gelirken ailesini seçemez, aile de çocuğunu. Ebeveynler sıra dışı durumlar haricinde evladını bütün özellikleriyle her şartta kabullenir, fakat çocuk için durum farklı gelişebilir. Mesela ailesini kendine yakın hissetmeyebilir, sevmeyebilir, utanabilir ya da tam tersi, ‘iyi ki,’ diyecek kadar sevgi dolu olabilir. Çocuk ailesine karşı ne hissederse hissetsin, isteyerek veya istemeyerek onlardan uzaklaşsın, araya büyük mesafeler girsin, yine de tek kavram hiç değişmez; göbek bağı. Doğumun arkasından kesilip atıldığı varsayılır, ama aslında atılan bağın gözle görülen kısmıdır, ruhu ömür boyu yerinde kalır, üstelik o bağı reddetmek de işe yaramaz, keza asla tükenip yok olmayan bir kaynaktan farksızdır. Kolunun birindeki çirkin doğum lekesinden dolayı nasıl o kolunu kesip atamayacaksan ne denli arzularsan arzula aileni de kesip atamazsın, sadece zannedersin ya da varsayarsın.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Baba Öldü
Ne zaman geri alınır ne de gerçekler değişir. Hâlihazırda Azgar’ın önünde, melek kadar masum hizmetçi kız arayıp bulmuş, onu kendine kuma yapmış babası olacak yaşlı adam sırt üstü yatıyor, günahlarının bedelini öder vaziyette titreyip kasılarak ölüyordu, arkasındaysa ne melekliğinin ne de hizmetçiliğinin farkına varmış, henüz otuz beşindeki annesi dehşete kapılmış halde sarsak adımlarla ikisine yaklaşıyordu. Sahnenin devamındaysa, bir tarafta evladı tarafından nefesi alınmış baba ölü yılan balığı gibi boylu boyunca uzanıyor, öbür taraftaysa evladından yüz çevirmiş anne kuru toprağa çömelmiş halde dövünmeden, başını sağa sola eğerek sessizce ağlıyordu.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Babayı Öldürmek
Gitgide zor nefes almaya başlamış, akrebin soktuğu babasının kulağına eğilerek ‘Seni kurtaracağım,” diye fısıldadı, yüzünde herhangi bir duygu izi olmadan donuk bakışlarıyla söylemişti bunu. Esasında yüreğinde ona karşı derin bir öfke, dizginlenemez bir şiddet duruyordu, sevgisizlikten ve değersizlik duygusundan kaynaklanan bu öfkeyi tenindeki nasır gibi taşıyordu. “İyi baba sayılmazdın, bense iyi evlat olduğumu göstereceğim sana,” dedi bilhassa sesini yükselterek. Doğaya ve evrene isyan eden haykırıştan farksızdı, ya da toprağın altında çürümüş bedenlere adanmış bir ilahîden. Adamın belindeki kuşağı çözdü, kâğıt katlarcasına sağa sola yatırarak üst üste bindirdi, bir mendil büyüklüğüne getirdi ve kalınlaşmış kumaşı onun ağzını, burnunu birlikte kapatacak şekilde bastırdı, bastırdı... Tam orada, o anda Azgar'ın babasına öfkesi geçti, keza can verenlere kızmak anlamsızdı.
Sayfa 77·Kitabı okudu