Hediye Özçetin

Hediye Özçetin
@Antikokur
*Evli Kitap kokusuna müptela,kitap okumaya aç naçizane bir okur.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Lisans
Muğla/Bodrum
İstanbul
255 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Sınıf Sorunsalı
Puan vermedi·542 syf.··
2023 1. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 12:34
Oya Baydar’ın yazarlık dehasına hayran olacağınız tam bir kült roman “Sıcak Külleri Kaldı”…Hem Türkiye’nin yakın dönem siyasi sınıf mücadelesine tanık olabileceğiniz hem de bunu mükemmel bir kurguyla kaynaşmış şekilde sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap.70’li yılların sağ-sol çatışmaları, işçi eylemleri, sendikalaşma mücadelesi, darbe ve olumsuz getirileri,öğrenci hareketleri gibi siyasi tarihimizin en önemli dönemlerini adeta bir panorama gibi izlemeye imkan veriyor Oya Baydar.Asıl kahramanımız Ülkü Öztürk gibi görünse de aslında romanı şekillendiren ve her biri bir sınıfı temsil eden üç ana karakter daha görüyoruz.Bunlardan ilki Arın Murat, soylu bir aileye mensup, iyi eğitimli, suya sabuna pek dokunmayan devletsever bir tip çiziyor.Zaten ilerleyen sayfalarda Arın Murat’ı devletin üst kademelerinde görev alırken görüyoruz.İkinci ismimiz ise Ömer Ulaş.Ömer orta sınıf bir aileden, iyi eğitimli, sol devrimi ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmek isteyen ,adeta bu ideal için yaşayan tam bir görev adamı.Son olarak da Mehmet İliç.Mehmet İliç toplumun en alt kesiminden gelen ,işçi sınıfına mensup, devrimi işçi sınıfının ekonomik özgürlüğü olarak gören kişileri temsil ediyor.Roman bu üç ana sınıftan karakterin Ülkü Öztürk ile olan ilişkilerini ve arka planda da siyasi tarihimizin bir resimini çizerek ilerliyor.Peki Ülkü kendini hangi sınıfa , hangi görüşe konumlandırıyordu?Ülkü bize sınıfsal arada kalmışlığın bir portresini çiziyor aslında.Nereye gitse hangi görüşe yanaşsa bir tarafıyla oraya uyumsuz kalıyor.Sanki son kısmı kalmış bir puzzleda yerine oturmayan o son parça gibi.Ülkü’yü ılımlı bir sol görüş sempatizanı olarak tanımlardım ben.O devrimi şiddetle veya aşırı idealist Marksçı düşüncelerle yorumlamıyordu.Öncelikle bu arada kalmışlığı Arın Murat ile olan
Sıcak Külleri KaldıOya Baydar · Can Yayınları · 2024948 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·207 syf.··
2021 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2021 20:13
“Kitapları Kurtaran Kedi” hiç araştırma yapmadan isim ve kapak etkisiyle satın aldığım nadir kitaplardan olmuştu.Bir süre beklettikten sonra kitabı nihayet okuyup bitirdim.Yazar Sosuke Natsukawa ile tanıştığım ilk kitap oldu.Kitabımız içine kapanık kendi halinde bir lise öğrencisi olan Rintaro Natsuki’nin beraber yaşadığı ve çok sevdiği dedesini kaybetmesiyle başlıyor.Zaten oldukça içine kapanık olan Rintoro dedesinin ani kaybıyla hayatla olan tüm bağlantısını koparıyor.Dedesi, eski kitapları az sayıda okura ulaştırdığı mütevazı bir sahaf dükkanına sahip.Rintaro, burada kitapların içinde büyüdüğünden kitap okumayı ve onların kurgu dünyasına dalmayı çok seviyor.Ancak dedesinin ölümüyle burayı terk edip halasının yanına taşınması gerekiyor.Her şeyi bırakıp gitmesine ramak kala o küçük kitapçıda esrarengiz bir olay meydana geliyor.Aniden kitap dükkanının ortasında bir Tekir kedi beliriveriyor ve bu kedi kitapların tehlikede olduğunu ve bu konuda Rintaro’dan yardım istediğini söylüyor .Sonunda Rintaro’yu ikna ediyor ve böylece 4 labirentten oluşan kitap kurtarma operasyonu başlıyor.Her labirentte kitaplara bir yönden zarar veren birkaç kişi ile karşılaşan Rintaro bir şekilde onları bu davranışlardan vazgeçmeleri için ikna etmeye çalışıyor.Kitabın en etkileyici bölümleri labirentler içinde kitaplara zarar veren kişiler ile Rintaro’nun kitaplarla ile ilgili karşıt görüşleri tartışma bölümleriydi.Bu bölümler dışında romanın kurgusunu basit bulduğumu söyleyebilirim.Kitaplar ve okuma algısında oluşan değişimler, modern okurun okuma sorunları,okumanın amacı ve teknikleri gibi konulara değinen bu bölümler çok güzel olsa da kurguya tam olarak yedirilemediğini düşünüyorum.Bu yüzden 10 üzerinden 6 verebileceğim bir roman olduğunu söyleyebilirim. İçeriğe dönersek bu labirent
Edebiyat
Kitapları Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Turkuvaz Kitap · 20203,514 okunma
7/10
·110 syf.··
2021 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2021 23:07
İnsan neden hep karanlık yolu tercih eder? İyi insan olabilmek bu kadar zor bir erdem midir? Havva her zaman şeytana uyup yasak meyveyi yemek zorunda mıdır? Renk ayrımı olmadan herkesin eşit yaşadığı bir dünya hayal edilemez mi? Güçlü olan zayıfı her zaman ezmeli midir? Beyaz siyaha üstün müdür? Karanlığın Yüreği’ni okurken aklıma gelen bu cevapsız sorular yüzünden kapkaranlık bir kasvet çöktü üzerime... Peki bu kasvetli kara romanda Joseph Conrad bize neler anlatıyor? Bu sorunun yanıtı aslında yazarımızın hayatında gizli.Conrad, Polonya asıllı bir İngiliz vatandaşıdır.Kendisi naçizane bir denizcidir.Bir görev dolayısıyla gemisiyle Konga’ya bir yolculuğa çıkar.Kongo o zamanlar bir Belçika sömürgesidir.Kongo’da sömürge sistemi ile ilgili gördüğü manzaralar onu o kadar etkiler ki bu etki, nihayetinde Karanlığın Yüreği’nde bir kitap olarak dile gelir.Gerçek hayattan etkilendiğinden olsa gerek yazarımız kitapta çift anlatıcı kullanmayı tercih eder.Romanın başında bir güvertede toplanmış gemi mürettabatından birini, etrafı betimlemek için kullanır.Sonrasında mürettebattan Marlow adlı karekter başından geçen bir anıyı arkadaşlarına anlatmaya başlayarak asıl anlatıcı konumuna geçer.Zannımca Conrad’ın sesini kitapta Marlow olarak duyuyoruz.Marlow, zamanında bir İngiliz gemisinin kaptanlığına alınır.Görevi ise bu gemi ile zor bir nehri geçerek Kongo’ya varmak ve orada bulunan Kurtz adındaki İngiliz araştırmacıyı geri getirmektir.Kurtz, İngiliz hükümetinin Kongo’daki fildişlerini araştırıp bulması ve bunları yerli halkın elinden alması için gönderilmiş bir sömürgecidir.Kurtz, hastalandığı için ülkesine geri götürülmek istenir ancak kendisi bunu istemediğinden Marlow’un onu almak için gelen gemisine yerli halkla beraber saldırır.Çünkü kukla gibi oynatabildiği bu insanlar
Edebiyat
Karanlığın YüreğiJoseph Conrad · Ötüken Neşriyat · 20185,5bin okunma
7/10
·272 syf.··
2021 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 23:25
Şiirleri dışında Necip Fazıl’dan okuduğum ilk düzyazı kitap “ O ve Ben “ oldu.İlk kez Necip Fazıl okuyacaklara tavsiyem bu kitaptan başlamaları yönünde olacaktır.Çünkü yazarın şiirlerindeki iki uç başkalaşmayı anlayabilmek için onun düşünce dünyasına dalmak, dolayısıyla fikir yazılarını okumak gerekiyor.”O ve Ben” Necip Fazıl’ın kendi hayatından kesitler sunduğu otobiyografik tarz bir eserdir. Necip Fazıl, eserini iki ana parçaya ayırmıştır: “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra”. “Tanıyıncaya Kadar” adlı birinci bölümde doğumundan 30 yaşına kadarki hayatını anlatır.Burada doğduğu ev,yetiştirilme tarzı, şair ve yazarlığına doğru attığı ilk adımlar, kişiliğini oluşturan belirleyici özellikler, birtakım arayış bunalımlarını okuyucusu ile paylaşır.Necip Fazıl, kişilik itibariyle oldukça vehimli, korkularının esiri olan, hayatta ne istediğini tam olarak bilemeyen, sürekli huzur arayışı içinde olan ama ne aradığını da bilemeyen melankolik bir ruh haline sahiptir.Bu yüzden ilk dönem şiirleri diyebileceğimiz eserlerinde; hep metafizik arayışlar, melankoli, korku, vehim, karanlık ve boş sokaklarda yürüyen amaçsız bir adam silüeti görürüz.Ta ki hayatının nehir yatağını tamamen değiştirecek o kişiyle tanışana kadar... İşte burada kitabın ikinci bölümü olan “Tanıdıktan Sonra”kısmı başlıyor.Necip Fazıl’ın Şeyh Abdülhakim Arvasi ile tanışması ile hayatının akış yönü, düşünce dünyası, şiirleri ve sanatı tamamen değişiyor. Abdülhakim Arvasi’yi kendini irşad etmek üzere gönderilmiş bir veli olarak anlatıyor.Şeyhine o kadar aşkla bağlı ki yazdıklarını okurken bu aşka hayran oluyor insan.Bu talihli tanışmadan sonra kendini ve sanatını tamamen İslam’ın emrine veriyor.Bu yüzden baştaki arayış bunalımları içinde kıvranan adam yok olurken yerine aradığını bulmanın huzuru ile şiirlerini
Edebiyat
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
10/10
·256 syf.··
2021 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2021 00:01
İnsan, açıklamakta zorlandığı davranış ve düşüncelerine bir kılıf uydurmakta, bahaneler üretmekte her zaman bir numaralı varlıktır.Başkalarına söylediğimiz bu yalan bahaneler, zaman geçtikçe tutunacağımız bir dal haline dönüşür.Kendi yalanımıza bile inanır hale geliriz.Sabahattin Ali de öyle bir karekter çizmiş ki bize, irade yoksunluğunu “içimdeki şeytan” diye adlandıran, her fiilini bu şeytani güce bağlayan Ömer... Ömer; Balıkesir’de nüfuzlu bir aileye sahip, İstanbul’da okumuş, genç ve yakışıklı bir devlet memurudur.Memur dediğime de bakmayın! Memuriyete gittiği günler gitmediklerinden az olan bir çalışma temposu...Tanpınar’ın deyimiyle yarı aydın geçinen bir arkadaş topluluğuna sahip.Bir masa etrafında toplanıp içerken edebiyatı, siyaseti, toplumu kısacası dünyayı kurtardıklarını sanan içi boş yalancı aydınlar... Bir tarafta ise Ömer’in sonsuz bir aşk duyduğu Macide kızımız var.Macide hayatta Ömer kadar şanslı olamamış, irade yoksunu bir anne, dengesiz bir abla ve enişteye sahip, babasını da kaybetmiş, İstanbul’da teyzesinin yanında yanaşma gibi kalmaya mecbur olmuş bir konservatuar öğrencisidir.Tam bir sabır ve sükunet timsalidir. Hayat bu iki genci bir noktada birleştirir.Başlarda müthiş bir aşk ve yuva kurma heyecanı içindelerken Ömer’in günden güne içine yerleşen o şeytan onları birbirinden uzaklaştıracaktır.Ömer daha önce aile sorumluluğu taşımamış biri olarak bocalamaya başlar.Çok fazla para sıkıntısı çeker, sağdan soldan borçlar alır.Macide’nin asla hoşlanmadığı başıboş arkadaşlarıyla sürekli bir yerlere kaçıp içip dağıtmak suretiyle iradesini gitgide kaybeder.Kendi deyimiyle içindeki şeytana yavaş yavaş teslim olur.Her seferinde onun düzelmesini uman ve sabırla bekleyen Macide’yi hep hayal kırıklığına uğratır.Bu şeytan onu öylesine ele geçirir ki dairede
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma