Sermin Yaşar, Altı Harfli Bir Tatlı romanıyla okuyucuyu yine o kendine has, sıcak ve hayatın tam kalbinden yakalayan anlatımıyla selamlıyor.
Kitap, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor; karakterlerin sevinçlerini, kırgınlıklarını ve büyüme sancılarını tanıdık tatlar ve kokular üzerinden şekillendiriyor. Sermin Yaşar’ın kelimelerle kurduğu muzip ama bir o kadar da hüzünlü bağ, roman boyunca okuyucunun burnuna taze pişmiş bir kekin kokusunu getirirken, bir yandan da insan ilişkilerinin karmaşıklığına dokunuyor.
Hayatımda ilk kez biri benim ellerimi tutarak, beni anlayarak, gerçekten bana bir şey anlatmaya çalışarak konuşuyordu.
İlk kez biri kendinden bahsetmek için konuşmuyordu benimle. Buna o kadar alışkındım ki. Birine ufacık kendimden söz etsem ,hemen sohbetin onun dünyasına dönmesine okadar alıştım ki .Kimse gerçekten dinlememişti beni ;herkes konuşmak için kendi sırasının gelmesini bekliyordu.
Bak ben de eskiden senin gibiydim. Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çözebileceğimi, herkese merhem olabileceğimi, herkesi iyileştirebileceğimi sanırdım. Sonra fark ettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyordum onun derdine. O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu. Kırkımdan sonra öğrendim, herkesin bir tekamül yolculuğu olduğunu.