Yaralarımızı birbirimize gösterecek kadar soyunmuyorduk henüz
birbirimizin yanında. Aramızda yükselen yılların kendimizle dünya
arasında sertleştirdiği güvensizliğin kalın duvarını kolay kolay aşacağa benzemiyorduk. İkimizin de fazlasıyla farkında olduğu,
varlığından rahatsızlık duyduğu ama bunun için pek bir şey yapamadığı
umarsız bir durumdu bu.
Aynı sorunu yaşıyor, aynı tedirginliği paylaşıyor olmamız, birbirimize yardımcı olmamıza yetmiyordu. Ördüğümüz duvarın
yorgunluğuyla arkasına sinip çöktüğümüz kendi güvenli bölgemizde,
ötekinin atlayıp buraya gelmesini ya da tamamen çekip gitmesini
bekliyorduk. Bazı hikâyelerin başlamaması için bir an önce
bitmeleri gerekiyordu. Önceleri böyle değildi belki, önceleri böyle değildik, ama
şimdi korkuyorduk.