"Acıyor mu?"
"Artık acımıyor" diyor. "Sen geldin."
Bu minik cümle, sivri uçlu bir anahtar gibi kalbime saplanıyor. Kalbimin ağır kilitleri bir bir açılıyor. İçeride gizlenmiş mahmur günebakan usulca başını kaldırıyor. Karanlık bir kâbustan aydınlık bir rüyaya taşınmayı umar gibi bakıyorum Narin'e. Evrenin merkezi yerinden oynuyor.
Durmadım. Daha çok yazdım. Yayınlanan ilk romanlarım okumaktan da keyif alacağım türden kitaplardı. Ama sonra ufak zaferler kazandım ve daha fazlasını kazanabilmek için okumayacağım romanlar da yazmaya başladım. Nihayetinde yazar olmayı başardım ama başka hiçbir şey olamadım.