Kıyı boyunca uçmak, bilse ne kadar güzeldi. Su ile toprak arasına bir çizgi çeker gibi. Denizin korkutucu bir güzelliği vardı, bütün kuşları çağırıyordu. Ama Toprak daha dosttu, çağırmasına bile gerek yoktu, ağaçlar yeterdi.
“İnsanda en Ender rastlanan şey kendine ait bir davranıştır” der Emerson. Büyük ölçüde doğrudur da. İnsanların çoğu, başka insanlardır aslında. Düşünceleri bir başkasının fikirleri, hayatları bir taklit, tutkuları birer alıntıdır.
Çünkü yaşamın sırrı acı çekmektir. Her şeyin arkasına saklı olan odur. Yaşamaya başladığımızda bize hoş gelen şeyler öyle hoştur, acı gelen şeyler de öyle acıdır ki, kaçınılmaz olarak bütün isteklerimizi zevke yöneltir, yalnızca “bir-iki ay balla beslenmek” peşinde koşmayıp hayatımız boyunca ağzımıza başka şey koymamak ister, bu arada ruhumuzun aslında besinsizlikten öldüğünün farkına varamayız.
Tek gerçeğin “keder” olduğunu düşündüğüm zamanlar oluyor. Başka şeyler gözün ya da hevesin yanılgısı, gözü körelten, hevesi kaçıran bir yanılgı olabilir; oysa “keder”den dünyalar yaratılmıştır; bir çocuk ya da yıldız doğarken acı çekilir.