Ağustos 2017 -Emmanuel Macron hükümeti, Fransa'daki en yoksul insanlardan ayda beş euro kesiyor;
Fransa'nın en yoksullarına barınabilsinler, kiralarını ödeyebilsinler diye verilen sosyal yardımın beş euro'sunu geri alıyor. Aynı gün ya da o günlerde, önemli değil, Fransa'nın en zenginleri için vergi indirimi ilan ediyor. Yoksulların fazla zengin olduğunu, zenginlerin yeteri kadar zengin olmadığını düşünüyor. Hükümeti, beş euro'nun mühim bir rakam olmadığının altını çiziyor. Bilmiyorlar. Bu korkunç cümleleri sarf ediyorlar çünkü bilmiyorlar. Emmanuel Macron senin boğazındaki lokmayı alıyor .
Eylül 2017 - Emmanuel Macron "tembeller"i suçluyor, ona göre Fransa' da yapılmak istenen reformlara engel olanlar işte bu "tembeller." Bu sözcükle senin gibi insanları, büyükşehirden uzakta yaşadığı için çalışamamış ya da çalışamayan insanları, daha en başından eğitim sisteminin dışında bırakıldığı için iş bulamayanları, diplomasızları, belini ezen fabrika hayatı yüzünden artık çalışa mayanları kastettiğini doğduğun günden beri biliyorsun.
Oysa bütün gün ofisinde oturup başkalarına emirler yağdıran patronlara tembel denmiyor. Onlara tembel demek kimsenin aklına gelmiyor. "
Her şeye sahip olan bir ailenin, siyasi bir kararı kutlamak için denize gittiğini ne gördüm ne de duydum, onlar bunu yapmaz çünkü siyaset onların hayatlarında neredeyse hiçbir şey değiştirmez. Paris' e, senden uzağa yaşamaya gittiğimde bunun farkına vardım: Egemenler solcu bir hükümetten şikayet edebilir, sağcı bir hükümetten de şikayet edebilir ama hiçbir hükümet onların sindirim sorunları yaşamasına sebep olmaz, hiçbir hükümet onların belini ezmez, hiçbir hükümet onları denize koşturacak şeyler yapmaz. Siyaset onların hayatını değiştirmez, belki azıcık. Bu da tuhaftır aslında, siyaseti yapan onlardır ama yaptıkları siyaset hayatlarını neredeyse hiç etkilemez. Siyaset, egemenler için genellikle estetik bir meseledir: Bir tür kendini keşfetme yöntemi, bir tür dünyayı algılama, kişiliğini inşa etme biçimidir. Bizler içinse ölmek ya da yaşamak anlamına gelir.