Öğrenmeye çalışan bir öğretmen. Felsefe, psikoloji, din, edebiyat ile ilgilenir Okur, araştırır ve yazar. Her insan okunması gereken ayrı bir kitaptır görüşündedir. Kurucu felsefesi arayış, anlam ve eylemdir.
Hakikatin inandırıcılıkla yer değiştirdiği bir ortamda, bireye “bilmiyorum” diyebilme ve hakikati bir iddia değil, bir arayış olarak görme ahlâkını kazandırır. Bu erdeme sahip birey, sürekli kendine şu soruları sorar: “Acaba görmediğim bir şey var mı?”, “Sürekli haklı çıkmam, benim zekâmdan mı kaynaklanıyor, yoksa sistemin bir manipülasyonu mu?” Dolayısıyla Kınalızâde’nin önemle vurguladığı tevazu, sadece tarihsel bir erdem değil, dijital çağın zihinsel ve ahlâkî tuzaklarına karşı en etkili direniş biçimlerinden biridir.
Almanya, Avusturya vb. yerlerde bence bir Müslüman'ı en çok üzen şey her cemaatin, her grubun, her tarikatın aynı ayrı camilerinin olmasıdır. Hiç kimsenin “ben Müslüman'ım” diye üst kimlik kullandığına şahit olmadım. Tabii ki Türkiye de farklı değil. İşte İslam dünyasının en büyük problemi: mezhep-meşrep, kavim fanatikliği."s.298
Kıymetli hocam belki bu durum eskiden daha sık gözlemleniyordu ancak şu an Almanya'da bu durum Ditib camiilerinde neredeyse yok, cemaat bazlı yaklaşımın aksine Arnavut, Arap, Afrika ve daha birçok farklı ülke ve milletten müslüman camii derneklerine üye oluyor ve üst kimliğin kardeşliğini paylaşıyor.
Kitab çok güzel buldum birbirimize karşı çok tahammülsüz olduğumuzu gördüm bunu düzeltmemiz gerek.Farklı inançta insanların birbirinin değerlerine saygısını gördüm