Belli ki Tanrı bana karanlık bir kader tayin etmiş. Zalim bile değil. Tek kelimeyle karanlık. Belli ki bana bir mola bahşetmiş..mutluluk değilmiş, sadece bir molaymış.
Mario Benedetti (1920-2009), Uruguay’lı yazar ve gazeteci.
‘Mutluyuz, çünkü diğerlerinin acısını biliyoruz.’
Her biri ayrı bir kişinin ağzından yazılan, parça parça ilerleyen kitapta başlarda zorlanılsa da sonrasında bu kişileri tanıyıp olaylara dahil oluyorsunuz. Tarihimizdekine benzer şekilde siyasi karışıklıklar, işlenen cinayetler, askeri darbe ve başlayan tutuklamalar. Kahramanımız Santiago da tutuklanır ve hapse atılır. Sadece içeridekine değil dışarıda kalanlar için de hayat ilerlemektedir. Duygu ve düşünceler değişmektedir. Arka fonda ‘Arkadaşımın Aşkısın’ çalmasa bile kader, arkadaşının karısına yakınlaştırabilir kişileri. Eş Graciela, kızları Beatriz, baba Don Rafeal ve arkadaş Rolando teker teker söz alır bu durumda.
Yalnızlık, sürgün, cinsellik, davaya inanç, bir şeye tutunma ihtiyacı, umut... insana dair her şey. Rolando’yu kınamalı mıyız? Bilemiyorum.
Benedetti’den okuduğum ikinci kitaptı. ‘Mola’ kitabını daha çok sevdim ama bu da gayet güzeldi.
Antik Roma tarihi ile ilgili üçlemenin ikinci kitabı. Roma’nın Cumhuriyet döneminden diktatörlüğe geçişi sonrası Claudius hanedanlığı dönemini anlatıyor. Sezar öldürülmüştür ve iktidar çekişmelerini, yasal varisi sayılan evlatlık oğlu ve aynı zamanda yeğeni olan, aylardan Ağustos’a adını veren, Roma’nın ilk imparatoru Gaius Julius Caeser Octavianus Augustus kazanmıştır. MÖ 27’den MS 14’e kadar hüküm süren Augustus ve sonrasında Nero’ya kadar olan imparatorluk dönemlerindeki, ölümleri, savaşları, entrikaları merakla okuyorsunuz.
‘Aşikar olunduğu gibi bir cinayette hiç iz yoksa bu ‘muliebris fraus’tur, yani bir kadının tertibidir.’
Yine olmazsa olmazımız yazım hataları geleneği bozmuyor, bu kitapta da devam ediyor. Robert Graves’in ‘Tanrı Claudius’ ve ‘Ben Claudius’ kitaplarından aldığım zevki alamasam da yine de meraklısının sevebileceği bir seri.
‘Sezar, Rubicon kıyısında askerlerine yetişti. Bir anlık korkunç bir tereddüt yaşadı ve sonra Rubicon'un kabarmış sularını geçerek İtalya'ya, Roma'ya doğru ilerledi.’
Antik Roma tarihi ile ilgili üçlemenin ilk kitabı. Roma’nın Cumhuriyet döneminden diktatörlüğe geçişi, tarihi roman şeklinde anlatılıyor.
‘Cumhuriyet ''hiçliğe, sadece bir isme, cisimsiz ve özsüz'' bir hale indirgenmişken, neden Cumhuriyeti ortadan kaldırarak yurttaşlarının hassasiyetlerini rencide etsindi ki? Önemli olan biçim değil, iktidarın gerçekliğiydi. Ve Sulla'nın aksine Sezar'ın bundan vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.’
Öncesinde okuduğum ‘Eski Yunan ve Roma tarihine Giriş’ kitabı sayesinde daha az kafa karışıklığı ile okudum. Sayfa sayısına rağmen hızlı okunuyor. Sadece çok sık yazım hatalarının olması okuma hızınızı düşürüyor. Keşke daha özenli yapılsaymış dedirtiyor insana.