Sefer şartlarının zorluklarını ve savaşın sıkıntılarını adamlarıyla reddeden bir komutan, hızla ordusunun saygısını yitirdi ama komutanları, bu gerçeği kavrayamayacak kadar anlayışsız bir adamdı. Yaygara koparıp tehditler savurarak onları etkileyebileceğini sanıyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Malcolm ile Xander, çocuğun arkasından bakıyorlardı. Nerede olduğunu ve nereye gittiğini biliyor olmalarına karşın, yirmi metre içinde ışık oyunları ve otlarla çalıların gölgeleri arasında kaybolup gitmişti çocuk. Bazen ortaya çıkıyor, bir an sonra ortadan kayboluyordu.
Malcolm, Xander`ın derin bir nefes aldığını hissetti. Kısa boylu sekreter, bu kez alaycı bir yorumda bulunamayacak kadar şaşkındı.
"Onu gördün mü?" diye sordu Malcolm`a dönerek. Şifacı, usulca başını salladı.
"Hayır, görmedim," dedi. "Şaşkınlığımın nedeni de bu."
Morgarath, kendine lanet okudu. Beklediği bu değildi. Üzengilere basıp doğrularak kralı görmeye çabaladı. Sonunda mecburen, ilk konuşan o oldu.
"Duncan!" diye seslendi. Ardından kralın yavaş yavaş tekrar toprak siperin üstüne çıkmasını bekledi.
"Benden bir rican mı var?" diye sordu. Kelime seçimi kasıtlıydı. Bu senaryoda ricacının Morgarath olduğunu ima ediyordu. Çok küçük bir ayrıntıydı ama barış görüşmeleri bu tür küçük ayrıntılardan oluşur, tarafların her biri bunlarla diğeri üzerinde hâkimiyet kurmaya uğraşırdı.