"Cesaretin bir sihri vardır” demişti Goethe, ama galiba o sihir dışarıyı değil de kendimizi, kendi iç hayatımızı değiştirmeye yeltendiğimizde çok lazım.
Kendi kusur ve arızalarıyla yüzleşebilen, onları değiştirebilenden daha cesur kim olabilir ?
Ben hayatım boyunca pranga mahkumiyetlerinden kaçan köksüz bir ağaç oldum.
Bana sorsanız gerçek yaşam hiç durmadan dosdoğru denize doğru gitmektir.
Öyküler söylemek, öyküler dinlemek, öyküler yaşamak.
Yıldızların arasına ağ örmeye çalışan bir örümcek çılgınlığında tek bir mumla dünyayı aydınlatmaya kalkmaktır.
Güzel bir yuvada yaşama inanıyordum, güvenli ve makul bir hayata, sağlıklı gıdaya, iyi zaman geçirmeye, çalışmaya, inanca ve umuda.
Bunlara her zaman inandım.
Akşam yıldızı çayırların üstüne ölgün ışıklarını dökmektedir, az sonra esaslı bir gece çökecektir, dünyayı kutsayan, bütün nehirleri karartan, tepeleri sarıp sarmalayan, son kıyıyı da kapayan gece, ve kimse kimseye ne olacağını bilmeyecektir, yaşlanmanın çaresiz sefaletinden başka.