S

Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? İlgilenir misin insanlarla, yalanla, yalnızlıkla? Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi, yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Korku ve öfkenin hüküm sürdüğü bir çağda, başkasını tehdit olarak değil, hikâyesi henüz açılmamış bir insan olarak görebilmek. Sevgi edilgen bir duygu değil asla, adalet arayışında cesaret, başkasıyla karşılaşmada merhamet ve kendine yönelik yüzleşme isteyen etkin bir eylem. Hem yarayı gör, hem de onu onarmaya talip ol. Dünya kimliklerin, sınırların ve korkuların ötesinde; vicdanı önceleyen, daha geniş bir “biz” fikrine muhtaç.
Bir eksiltme sanatı olarak "hayat".
Thoreau der ki: ‘Öğrendiklerimizi unuttuğumuzda bilmeye başlarız’. Öyleyse bilginin zirvesi "bilmediğini bilmektir." 'Bilgi eklemek, bilgelik çıkarmaktır' denir. Hayat bilgeliği, neyi eksilteceğimizi öğrenmektir. İnsan dünyaya hep eklemek, çoğaltmak için geldiğini zanneder. Oysa kemâlat, yüklerden kurtulmakla başlar. Azalmak, O’nun katında çoğalmanın ilk şartıdır. William James ise; ‘Bilgelik sanatı neyi ihmal edeceğini bilme sanatıdır’ diyor. O halde insan; lüzumlu olanı işitebilmek için lüzumsuz olanın sesini kısmayı, asıl olanı elde tutmak için süfli olanı elden çıkarmayı bilmelidir.