seren

Çarpıcı bir betimleme
- Çiftler evliliklerini kendilerine göre inşa edebilirler mi, yoksa evlilik, bireylerden bağımsız, herkesin uyması gereken kurallara sahip bir kurum mu? Evlilik çiftlerin kendilerini kendileri olarak ifade edebilecekleri bir 'CAN alanı' yaratmalarına imkân verir; ama aynı zamanda o toplumun, o kültürün bir parçası oldukları için uymaları gereken toplumsal kuralları içeren bir 'YÜZ alanı' da getirir. Kişiliklerini bulmuş, kültür robotu olmanın ötesine geçmiş insanların evliliklerinde kendilerine özgü yarattıkları CAN alanı geniş, ferahtır. Evlerindeki oturma odasını aynı zamanda misafir odası olarak görürler ve hayatlarının büyük bir kısmını orada kendi istedikleri gibi geçirirler. Sosyal kimlikleri baskın insanların evliliğinde ise YÜZ alanı geniştir. Oturma odası ayrı, misafir odası ayrıdır. Bu misafir odası evin en büyük odasıdır ve kapısı ancak misafir gelince açılır. CAN alanı ve YÜZ alanı dengesi evlilikte önemlidir.
Hayata Dair
Reklam
Hayatın en önemli kararı olan "kiminle evleneceğim" kararını vermeden önce insanın hem kendini hem de evleneceği kişiyi biyolojisiyle, zihniyle, duygularıyla, sosyoekonomik durumuyla ve aşkınlığıyla tanıması gerekir.
Hayata Dair
"Birbirimizi tanıyalım, birbirimiz için uygun insanlar mıyız, farkına varalım" amaçlı evlenme öncesi temaslar, buluşmalar, bizim toplumda gizli kapaklı yapılır. O zaman da taraflar birbirlerinin ailelerini gerçekten tanıma olanağı bulamazlar. Evlenmeden önce aralarında oluşturdukları ilişki pek güzel giderken, evlendikten sonra bir bakarsınız, tepe taklak olmuş, yürümüyor. İkisi de şaşkın ve birbirlerine öfkeli!
Hayata Dair
Harvard Üniversitesi'nde 1938 yılında başlayan ve halen devam eden bir araştırma verileri analiz edilip incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmış: Anlamlı, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için en önemli şey, insanın içinde yer aldığı yakın ilişkilerdir. Bu ilişkilerin en önemlisi de aile içinde kurulan karı-koca-anne-baba-çocuk ilişkisidir. Kişinin sosyoekonomik mevkii ve maddi refahı ise anlamlı ve sağlıklı bir yaşam için önemli bir etken olarak kendini göstermemiştir. Ailesinden, muhitinden, arkadaş ve dostlarından koparak yalnızlaşan insanlar anlamsız, sağlıksız ve mutsuz bir yaşam yaşamaktadırlar. Yalnızlığın zehirleyici bir etkisi vardır ve yalnızlık insanı hasta edip erken öldürmektedir. İlişki sayısından çok ilişkinin anlamı önemlidir; insan kalabalık içinde de kendini yalnız hissedebilmektedir. Kendi terimlerimi kullanarak ifade edersem, sosyal kimliklerin önde olduğu 'YÜZ baskın ilişkiler içinde', CAN kendini yalnız hisseder. CAN CAN'a ilişkiler sağlık ve mutluluğun kaynağıdır. Birbirini sevmeyen ve sürekli kavga eden eşlerin sürdürdüğü bir evlilik, onların sağlığına boşanmaktan daha çok zarar verir.
Hayata Dair
Maymun gibi gelişmiş memeli hayvanlarda insanlarla ortak biyolojik, psikolojik ve toplumsal özellikler gözlenmesine rağmen aşkınlık olarak adlandırabileceğimiz bir ideoloji, bir inanç ve din olgusuna rastlanmamıştır. Kendini aşma, bir birey olarak kendinin, yaşamının ve bu dünyanın ötesine geçerek varoluşuna anlam verme insana özgü bir özelliktir.
Hayata Dair
Reklam