Bu da ne ? Ne oluyor ?
Nedir bu ses ? Bu belli belirsiz güzelim koku da ne ?
Bir tanrı mı gelen, bir insan mı,
Yarı insan, yarı tanrı yaratıklar mı yoksa ?
Çektiklerimi görmeye mi geliyorlar ?
Dünyanın bir ucunda ki bu kayalığa ?
Niçin gelmiş olabilirler ?
Ah gelin de zincirlere vurulmuş
Mutsuz bir tanrı görün !
Reiko, eşinin yanına yaklaştı ve onun dizlerinin üstüne uzandı. Göğsü kargaşa dolu duygular ile çevriliydi, sanki bir hüzün, mutluluk, ve güçlü bir sake onun ile karışıyor ve onun duygularına tepki veriyordu. Teğmen, eşinin yüzüne doğru baktı. Bu dünyada yüzünü göreceği son yüz idi, eşinin yüzünü göreceği son yüzü idi. Teğmen, bir daha asla ziyaret etmeyeceği muhteşem manzaralara veda eden bir yolcunun gözleriyle eşini yüzünü dikkatlice inceledi. Soğuk çizgileri olmayan yüz hatlarına, bakmaktan bıkmadığı dudakları yumuşak bir kuvvetle kapanmış bir yüzdü. Teğmen, düşünmeden o dudakları öptü. Aniden, hıçkırışız ağlayan eşinin yüzünde en küçük bir bozulma olmaksızın, kapalı gözlerinin uzun kirpiklerinin altından yaşların yavaş yavaş fışkırdığını ve parıldayan bir ırmağa dönüştüğünü fark etti.