Elbette, çoğunlukla " zamanın parıltısı " olarak dillendirilen şey de esasında ellerimizdeki kirin ışıltısı. Çincede " Şutaku ", Japoncada " Nare " diye bir kelime var. Bu kelimeler insan elinin uzun yıllar objeye değmesi sonucu okuşab bir cilayı ve öncesinde objenin içine doğal olarak işlenen yağı yani " Kiri " anlatıyor.
Başka bir deyişle bu ışıltının " Parmak izimiz " olduğuna şüphe yok. O hâlde " Zarafet soğuktur " nüktesine benzer şekilde " Zarafet soğuktur " demek de mümkün. Genel olarak hoş bulduğumuz zarafet undurlarının arasında biraz kirliliğin olduğunu inkâr etmiyorum. Batılılar kiri kökten ortadan kaldırırken, Doğulular onu dikkatle muhafaza ediyor ve güzelleştiriyor.
Ben küçük bir şeytandım. Fakat kendimi geliştirip daha büyük bir şeytan olabilmek için bir veya iki kadını feda etmemin yanlış bir tarafı yok, değil mi ?
Fakat sizi harekete geçiren şey aslında savaş değil, yıkımdı. Yıkımın arzusuydu. Her şeyi yıkıp yok etmekten mutluluk duyuyordunuz. Sizi seven gençlere acı ve ıstırap çektirip sonunda onları mahvetmeden rahat edemiyordunuz. Buna karşılık, siz kesinlikle yıkılmadınız. Bu korkunçtu. Tehlikeliydi.