İnsanlar inanmak istiyorlardı, özellikle de çocuklar. Annesiyle babası ve gerçekten zeki olan bütün hümanistler neden ateist olduklarını açıklamak için ömür boyu sürecek rasyonel polemiklere gireceğine, kilisede ruha derinlemesine kazınacak kadar kötü bir anı çok daha makbuldür. 
Heather'ın annesiyle babası salak falan değildı. Deneyimlerine göre, bir çocuğa dinle ilgili gerçekleri açıklamak çok önemliydi, bilhassa kilisedeki dinî törenler çok sıkıcıydı, bir çocuk çok boğucu bir ortamda, hiç rahat olmayan kıyafetler içerisinde, kendini üstün gören, insanları korkutan ve leş gibi kokan yaşlı insanların arasında kendini körü hissedebilir, aldığı yarayı hayatının sonuna kadar taşıyabilirdi. Bir çocuk kiliseden nefret etti miydi Tanrı ile ilgili meseleyi çözmek kolaylaşıyordu.
Heather” Kilisenin en güzel tarafı Kutsal Ruh’un insana iyice yakınlaşması” dedi.
Annesi bu cümleyi duyduğuna inanamıyordu.
Babası hiç duraksamadan “Kutsal Ruh kücük çocuklarla mı yakınlaşıyor?“ diye sordu.
Babam kafasını geriye atmış, yemek odasının tavanından, çatıdan öteye bakıyor, ellerini ağıt yakıyormuş gibi havaya kaldırıp “Tanrım“ diyordu, “bana niye böyle aptal çocuklar verdin?“