Şehirler, sürekli ve karşı konulamaz bir değişim içindir. Şehrin, tıpkı matkap sesine benzeyen, bitmek tükenmek bilmez bir sesi vardır ve iş dünyası size saldırırken bu uyarı sesini duyarsınız. Köylerde ise değişim uzun vadelidir. Doğada gözlenen değişim, mevsimlerin hareketi ile eski halini alır. Topraktan çıkan her zaman toprağa geri döner. Meyve veren şeyler yeniden çiçek açmak üzere ölür.
Sevgi istememizin ve onu çaresizce aramamızın nedenlerinden biri de sevginin yalnızlığın, utancın ve kederin tek ilacı olmasıdır. Fakat bazı duygular kalbinizde öyle derinlere gömülüdür ki sadece yalnızlık onları tekrar bulmanıza yardımcı olabilir. Bazı gerçekler o kadar acı vericidir ki sadece utanç onlarla yaşamanıza yardımcı olabilir. Ve bazı şeyler o kadar üzücüdür ki sadece ruhunuz sizin için ağlayabilir.
Ruh bir ülkeye de ait değildir. Ruhun rengi, aksanı ya da yaşam biçimi yoktur. Ruh sonsuzdur ve birdir. Kalp gerçeklerle ve acı ile yüzleşince de ruhu dizginleyemezsiniz.
Sadece doğru zamanda doğru yerde olmak ya da doğru şeyi doğru zamanda yapmak gibi bir şans vardır. İkisi de insanın başına sadece, kalbini hırstan ve planlardan arındırdığın, yaşadığın ana kendini bıraktığın zaman gelir.
“Gerçek bir Borsalino‘yu test etmek için onu silindir şeklinde sıkıca kıvırır ve bir alyansın içinden geçirirsin. Eğer bu testten kalıcı bir kırışıklık almadan çıkar ve orijinal şekline gelirse, işte o şapka gerçek bir Borsalino demektir.“