Betimleme yazarın hayal gücünde başlar ama okurunkinde bitmelidir. Söz konusu bunu başarmaksa yazarlar yönetmenlerden çok daha şanslı, zira yönetmenler çok fazla şey göstermeye mahkum edilmişlerdir… On durumun dokuzunda, canavarın sırtındaki fermuarı bile gösteriyorlar.
Zayıf betimleme okurun sersemlemiş ve miyopmuş gibi hissetmesine neden olur. Fazla betimleme onu detay ve görsellere boğar. Asıl meziyet, güzel bir orta yol bulmak. Ana işinize, yani hikaye anlatmaya devam ederken neyi betimleyeceğiniz ve neye dokunmasanız da olacağını bilmek önemlidir. 
Popüler bir eğitim kılavuzu, “kötü köpek yoktur“ diyor ama çocuğu bir pitbull ya da rottweiler tarafından hırpalanmış anne babaya sakın ha böyle bir şey demeyin zira çenenizi bir güzel dağıtabilirler. 
Şunu önermek isterim: Tüm kabiliyetinizle yazmak için kendi aile çantanızı yapmalı ve sonra onu yanınızda taşıyabilmek için kaslarınızı güçlendirmelisiniz. Böylece zor bir işe bakıp hayal kırıklığına uğramak yerine belki de doğru aleti bulup hemen işe koyulabilirsiniz.