“ “Kaderini sev” demek olanı olduğu gibi kabul et, başına ne gelirse kabullen ve hiçbir şeye sesini çıkarma anlamına mı gelir? Ya kaderimizde başımıza gelenleri araştırmak, nedenleri öğrenmek ve onları değiştirmek yazılıysa? Kader zorunlu bir kabullenişin çok ötesinde aslında zorunlu bir mücadele, ayağa kalkma ve direnmenin aslında ta kendisiyse? Boyun eğmenin üzerinde başımızı gökyüzüne kaldırıp tadına bakmak ve ne olduğunu anlamaksa yağmurun? Vurulmuş zincirleri kabullenmekten çok o zincirleri kıracak bir makas yapmaksa varoluş amacımız? Denizde boğulmaktan çok denize karışıp ona dönüşmekse yazgımız?”...
“”Kaderim budur. Kader bir zorunluluksa eğer ben mücadele etmek zorunda kaldığım bir kadere razıyım.””