Zülfü Livaneli'nin söyleşisinde yer alan bir cümle. Onun eser hakkında söyleşisi ile son buluyor Balıkçı ve Oğlu. 21. yüzyıl düşünüldüğünde "insanlığın can çekişmesi" tabiri çok da haksız sayılmaz aslında.
Nereden başlasam bilemedim incelememe. O kadar hassas konulara değinilmiş ki eserde. Gündemi yakından takip ettiğini ve sorunlara duyarsız kalmadığını göstermek istemiş yazar. Bunlardan ilki "mültecilik". Eserin başkahramanlarında mültecilik kavramına rastlıyoruz. Eser devam ederken eklenen kahramanlar da mültecilik kavramını devam ettiriyor. Ülkemize son yıllarda gerek Suriyeli gerek Afgan mülteciler geliyor. Yazar onların çektiği sıkıntıları, hayat mücadelelerini anne Zilha ve oğlu Samir aracılığıyla göstermiş.
Hani hatırlar mısınız, sahile Aylan bebek vurmuştu? Onun hikayesine o kadar benziyor ki Samir bebeğin öyküsü. Hatta yazar onun ismini de geçirerek gerçekleri anlattığını okura adeta bildirmiş.
"Gümüşlük sahiline vuran, herkesin yüreğinin burkulduğu Aylan bebeği anlatacaktı." (s. 33)
Ele alınan bir diğer hassas konu "annelik". Buna ebeveynlik demek daha doğru olur aslında. Çünkü evladını kaybeden bir anne ile babanın evlat özlemi hacimsiz ama derinden ele alınmış. Evladını kaybetmenin acısını yalnızca o duyguyu yaşayanlar bilebilir diye düşünüyorum. O boşluğun dolmayacağını bilerek yaşamanın ne demek olduğunu... Ya da doldurma çabalarını... Rabbim kimseye o acıyı yaşatmasın diyebiliyor okur yalnızca.
Gündemden bir diğer konu da balık çiftliklerinin denize, balıklara verdikleri zararlar. Onların varlığının nelere yol açtığını ustaca romana yerleştirmeyi başarmış yazar: "Konu sen değilsin ama sen de sözü edilmesi gereken bir yarasın."
Ve son zamanlarda gerek insanlara gerek deniz canlılarına zarar veren balon balığı istilası.
"Bu insanlar balon
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma